Türkiye’nin İngilizce Karnesi Neden Zayıf

"paylaşmak güzeldir."

Ne yazık ki; her yıl “İngilizce Yeterliliği” adı ile yapılan araştırmalarda ülkemizin sınıfta kaldığı, Türkiye’nin İngilizce karnesinin çok zayıf olduğu haberlerini görüyor ve duyuyoruz.

Ülkemizde uygulanan İngilizce eğitimi ve bu eğitimin çok kötü sonuçlar doğuran yanlışları üzerine bir içerik hazırlama gayesindeyim.

Sorun nerede? “Türkiye neden İngilizce öğrenemiyor?”

Özel ingilizce kurslarına rağmen konuşamamak

Özel Kurslara Rağmen İngilizce Konuşamamak

Sürekli eğitim sisteminde uygulanan yanlışlıklar İngilizce öğrenimine en büyük engel gösterilmektedir. Oldukça da doğru bir yaklaşımdır. Bu zamana kadar uygulanan İngilizce eğitiminin çok başarılı ve hatasız bir eğitim sistemi olduğunu savunanlar çıkmayacaktır herhalde. Çıksa bile bu gerçek dışı bir varsayım olur. Sonuçlarına bakarak bunu rahatlıkla görebiliriz.

Sürekli olarak restore edilen, hemen her yıl sistem değişikliğine gittiğimiz genel bir eğitim sistemimiz var. Ancak yabancı dil eğitiminde çok büyük bir problem olduğunun herkes farkında olmasına rağmen, şimdiye kadar köklü değişimi gerçekleştirebilecek adım atılmış değil ne yazık ki.

Problemin sebebi insanoğlunun ana dilini nasıl edindiği gerçeğini unutmuş olmasıyla alakalı olduğunu düşünüyorum. Bir yabancı dil öğrenimine bakışımız farklı ve anlamsız olduğundan sonucun başarısız olması da kaçınılmaz oluyor.

İngilizce başta olmak üzere yabancı dil eğitim sistemini iki şekilde sorgulamak istiyorum. Eğitimin veriliş amacı;
– İngilizce’yi öğrenciye edindirebilmek için mi?

– Öğrenciye sınav odaklı başarı sağlatmak için mi?

Aslında bütün mesele bu soruların cevaplarında.

İngilizce Ders mi? Yoksa Bir Gaye mi Olmalı?

İngilizce Öğreniminde Uygulanan Yanlışlar

Ortaokul yıllarımda ingilizce öğretmenimle ile aramızda geçen bir dialogtan bahsetmek istiyorum. Tam olarak şöyle bir konuş geçmişti;

– Sana sınavda bunlardan sorumlu olacağını söylediğim halde hala derse ilgisiz duruyorsun.

-Ama hocam ilgili olduğum zamanlarda da ezberleyemiyorum ki.

-Bu dersten geçmeyi nasıl planlıyorsun peki?

-Maalesef planlamıyorum…

Tamamen ingilizce’den soğutmaya yönelik bir eğitim sistemi. Öğrenciye asla İngilizce’yi sevdirme amacı güdülmeyen, yıllarca İngilizce dil eğitimi alınmasına rağmen bir arpa boyu yol katedilemeyen, tam anlamıyla ülkenin kanayan yarasıdır bu İngilizce dil eğitim sistemi.

Gramer saçmalıklarıyla geçen onca yıl, baştan aşağıya ezbere dayalı, daima sınav odaklı işleyen dersler ve tüm bunların kaçınılmaz olumsuz sonuçları.

Doğru uygulamalarla, öğrenci odaklı, gerçekten öğrencinin dil edinebilmesi amaçlanan sistem de böyle sonuçlar olabilir mi?

Bir dili öğrenmek gerçekten de bu kadar zor olabilir mi?

İngilizceyi öğretebilmek için İngilizce’yi sevmen gerekmiyor mu?

Şu gramer çılgınlığı ile öğrencinin dili sevmesi mümkün olabilir mi?

Hangimiz ana dilimizi gramerle dil bilgisiyle öğrendik?

Sürekli Gramer Ağırlıklı Eğitim İle Dil Öğrenilmez

Sürekli Gramer Ağırlıklı İngilizce Eğitimi

 

Yeryüzünde tek bir insan yoktur ki; dil bilgisi kuralları ile anadilini öğrenmeye başlasın. Bu mümkün değildir çünkü.

O halde neden İngilizce ile ilk kez derste karşılaştığımızda bu kadar çok gramer odaklı eğitimde diretiyoruz?

Cevabı basit, çünkü derdimiz dil edindirmek değil yazılı sınavlara öğrenci yetiştirmek.

Oysa olması gereken öğrenciyi dilin içinde var edebilmek, o dili kullanması için teşvik etmektir.

Öğrenciye dil ile bağdaştırmadıktan sonra öğrenmesine katkı sağlanamaz tabi ki.

Girdiğin bir sınavda 90 sınav puanınla övünüp sonrasında adres tarif edemedikten sonra gerçekten İngilizce öğrendiğine ikna olabilir misin?

Onca yıl eğitimde doğru yollar bulunsa, doğru teknikler öğretilse, öğrenciye yabancı dil sevdirilse, amaç sadece dil edindirmek olabilse ülkemizde her lise mezununun temel düzeyde en az iki yabancı dil konuşabilmesinden kaçınılamaz.

İnsanın dili öğrenme sürecini hızlandıran ne derece maruz kaldığı ve o dili ne kadar kullandığı ile doğru orantılıdır.

Ancak ülkemizde uygulanan yabancı dil eğitim sisteminde ne maruz bırakılan ne de dili kullanmaya teşvik edilen öğrenciler vardır.

Haber Türk kanalında yayımlanan, Youtube’da denk geldiğim bir videoyu paylaşmak istiyorum. Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sinan Canan’ın, konumuzla alakalı görüşlerini aktardığı konuşmasını izlemenizi, kesinlikle tavsiye ediyorum.

Ezbere dayalı sınava hazırlanan öğrencilerin öğrendikleri dil, çoktan seçmeli bir sınavda işaretledikleri şık ya da doldurdukları bir kelimelik boşluk seviyesini asla geçememiş böyle devam ettiği sürece de geçemeyecektir.

Henüz on yaşında ilk ingilizce dersi ile karşılaşan öğrencilere daha yolun en başında yalnızca konuşma etkinliği üzerine ders verilmeli. Ancak dili konuşan insanlar o dili öğrenmede çok daha kolay yol alabilecektir.

Hatta akademik ingilizce’yi geliştirmenin kolaylığı daha çok küçük yaşlarda ingilizce’yi içselleştirebilen yani konuşabilir niteliğe sahip olmak ile mümkün olduğunu düşünüyorum.

Dil öğrenimi tüm insanlara doğuştan verilmiş bir yetenektir. Ve bazı basit süreçlerden geçerek bu edinim rahatlıkla sağlanır.

Bu kadar kötü işleyen bir sistemde, her ne kadar sayıca düşük olsa da, gerçekten akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilenler, rahatlıkla İngilizce’yi öğrenebilenler de çıkıyor.

Tam olarak bakmamız hatta sorunu fark etmemiz gereken nokta; bu sisteme rağmen öğrenebilenlerin bunu nasıl başardıklarıdır.

*Bu başarılarını üstün zekâlara sahip olmalarına borçlu değiller kuşkusuz.
*Diğerlerinden daha üstün kabiliyetleri bulundukları için kolayca İngilizce öğrenebiliyor değiller.
*Başarılarını, diğerleri ile birlikte aldıkları aynı eşit eğitime de borçlu değiller.

Öyleyse bu öğrenimi nasıl gerçekleştirdiklerine, altında yatan sebeplerin neler olabileceklerine yanıt vermeye çalışalım.

Bu başarıyı sağlayanlar, dili edinme yolunu tercih ettiler. Hayatların da İngilizceyi bir şekilde iliştirmeyi başardılar.

Kaygı gütmeden sıradan bazı günlük işlerini bu dil sayesinde gidermeye çalıştıkları için dili öğrenme gerçek anlamda edine bilme şansları olduğunu düşünüyorum.

Tıpkı anadili edinme sürecindeki bir çocuğun uyguladığı yöntemleri uygulayarak bu başarıya ulaştılar.

Sistemde olduğu gibi İngilizceye sadece iyi not alınması gereken bir ders olarak bakmaya devam etseydi asla başarılı olamayacaklardı. İlk önce dili sevdiler. Bolca bu yeni dilin seslerine maruz kaldılar.

Hiçbir kaygı gütmeksizin, hata yapmaktan çekinmeksizin konuşmaya çalıştılar. Her hangi işlerini, bu yeni dil ile halletmeye çalıştılar.

Gramer ve kitaplarda ki ölü dili çıkarıp yaşayan günlük dil düzeyine yükseltiler. Ve bu oldukça kolay ve keyifli bir iş halini aldı. Asıl zor olan sınıfta aldığı gramer yüklü İngilizce eğitimi olduğunun farkına vardılar.

Eğitim sistemi de bu yolu tercih ettiği zaman ancak başarılı olabilecek ve öğrencilere İngilizce dilini kazandırabilecektir.

Ülke olarak İngilizce ya da her hangi bir yabancı dildeki tüm problemlerimizin altında bu aktarmaya çalıştığım bakış açısının yattığını düşünüyorum.

Gramer odaklı sistem, dil eğitimi verilen gençlerimizin büyük bir çoğunluğuna İngilizceye sadece bir ders gözüyle bakmalarını sağlıyor.

İngilizceyi kullanmalarına daha doğrusu büyük bir istek duyarak konuşmaya teşvik etmiyor. Ders olmaktan çıkartılıp, hayatlarının bir parçası haline getirme çabasını asla gütmüyor.

Oysa İngilizce geçer not alınması gereken ders değil, kullanılması gereken güzide bir özellik olduğu aşılanmalı.

Öğrencilerin henüz dille yeni tanışmalarında, ilk adımı oluşturacak etken, ilk dinleme sesleri tanıma hemen arkasından ise sürekli konuşmaya yönlendirici faaliyetler olmalı.

Hemen hiçbir gramer konusunu açılmadan sadece ve sadece dinlemeler ve dialoglar halinde konuşma becerileri üzerine yoğunlaşılmalı. Bir öğrenci, yabancı dilde belirli bir temel yetkinliğe eriştiği, en basit konuşma yetisini kazandığında, ancak gramer esaslı gelişmeyi rahatlıkla sağlayabilir.

İngilizce konulu, dünyada her yıl yapılan araştırma listelerinde, başarısız ülkeler arasında yer almamızın asıl ve tek nedeni uyguladığımız eğitim sisteminin hatalı olmasından kaynaklandığını düşünmekteyim.

Umarım İngilizce veya herhangi yabancı dil eğitim sistemimiz yakın gelecekte olumlu değişimler gösterir.
Ve yine umarım ki; en kısa sürede, İngilizce önüne geçilemez bir ülke problemimiz olmaktan çıkarılır.

"paylaşmak güzeldir."

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir