Montessori Eğitim Sistemi Nedir? Montesori Felsefesi Neyi İfade Etmektedir?

"paylaşmak güzeldir."

Montessori Eğitim Sistemi; “Minik bilinçlere, kendilerini gerçekleştirme fırsatını, saygıyla sunma sanatıdır.”

Böyle büyük bir kavram, bir cümle ile nasıl tanımlanabilir? sorusu üzerine epey düşündüm. Nihayetinde en uygun gördüğüm tanımın, yukarıdaki cümle olduğuna kanaat getirdim.

En başta kavramı bir cümle ile özetleyerek, daha sonra ise bu tanımın, her yönüyle açılması gerektiğine inanıyorum. “Montessori Eğitimi” temeli kavrandığında, uygulanmasının basite indirgenebileceği gibi, çocuk gelişimi adına da son derece önemli bir yöntem olacağı muhtemeldir.

Şimdi buyurun hep birlikte, karmaşıklığa yer vermeden, bir düzen dahilinde konuyu irdelemeye çalışalım.

Montessori Yöntemini uygulama esasları ve Montessori Yöntemini Anlamak

Zamanı geldikçe, her konu başlığına detaylı bir şekilde deyinileneceğinin ve neticede “Montessori” konusuyla alakalı cevapsız soru bırakılmamaya çalışılacağının teminatını, şimdiden vermek isterim.

Hayatına dair detaylı bilgiye, Maria Montessori Kimdir? başlıklı içerikte ulaşabileceğiniz; 1870 yılında dünyaya gelen Maria Montessori’nin, tüm dünyaya miras bıraktığı eğitim modeli.

Kendisinin bizzat deneyimleyerek keşfettiği ve kendi adını verdiği “Montessori Metodu” çocuk yetiştirme sanatının, etkin bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayan, dünyada ki en önemli, birkaç eğitim modelinden bir tanesidir.

Bazı olmazsa olmaz temel prensipler üzerine kurulmuştur. Hemen her prensibi, büyük önem arz eden bu eğitim sisteminin, en temel çıkış noktasını ise, “çocuğa saygı duymak” kavramı oluşturur diyebiliriz.

Okul Öncesi Eğitim Nedir

Montossori Eğitim Sisteminin Uygulama Yöntemleri

Yaygın tanımlar ile Montessori; çocuğun, öğrenme becerisini kendi kendine geliştirdiği ve çocuğa ait, önceden hazırlanmış, geniş hareket alanı sunularak, kendi özgür iradesi ile fiziksel güçlerine göre faaliyetler yürütebileceği, istediğinde kolaylıkla ulaşabileceği materyaller ortamını hazırlamak.

Hareket ve hata özgürlüğü sunmak ve sonsuz saygı duyarak birey olduğunu hissettirmek. Tüm bunlarla birlikte, etkin bir rehber olarak, doğru gözlemlemede bulunulduğunda, Montessori Eğitimi için gerekli olan şartlar sağlanmış olmaktadır.

Montessori sistemini formüle etmek istediğimizde; “çocuğa saygı, artı; özgürlük ve bağımsızlık sunulması, eşittir; eğitiminin doğruluğu” şeklinde algılamak isabet olacaktır.
(Çocuğa Saygı + Özgürlük ve Bağımsızlık = Montessori Eğitim Sistemi)

Montessori Eğitim Sisteminin Kurucusu Madam Maria Montessori

Montessori Felsefesi

Montessori Eğitim sisteminin baş mimarı Dr. Maria Montessori der ki; “Eğitimde metod/sistem yoktur. Bireysel gelişim vardır.” İşte bu görüş bizlere, Montessori Yöntemini özetlemekte, eğitimi, klasik eğitim tarzında, sınırları belirlenmiş, basmakalıp şeklinde görmememiz gerektiğini, açıkça ifade etmektedir.

Eğitim özgündür. Her çocuğun hareket hızına göre belirlenir. Öğrenme becerisine göre şekil alır. İşte bu fikirler en temelde “Montessori Felsefesini” oluşturur.

Dolayısıyla; Montessori Felsefesi’ni, bu temel fikirden hareketle, gayet basit, uygulanabilir, doğaçlama bir eğitim olarak görmemiz gerekmektedir. Söz konusu çocuklarımız ve onların eğitimi olduğunda, her ebeveynin, bu bilinç ile hareket etmesi zaruri görülmelidir.

Her çocuk nasıl özel ise, eğitimi de aynı derecede özgündür. Amacı, Montessori Felsefesini algılamak olan bizler; hareket noktamızı bu düşünce ile belirlediğimiz sürece, sistem zihnimizde basitleşecek ve keyifli hal alacaktır.

Keyifli, çünkü varlığını ve eğitimini birer sorumluluk olarak gördüğümüz yavrularımızın, kendilerine özgü sistemini, temelden bu şekilde örmeye başladığımızda, ortaya çıkacak olan eser, özellikle özgün olduğundan, şüphesiz bizleri fevkalade memnun edecektir.

Böylelikle dolaylı yoldan; “Montessori Felsefesi”ni, bu düzeyde algılamak, pek tabi savunulabilinir.

Montessori Eğitimini; çocuğa bir rehberin verdiği gerçeğini idrak ederek, bu konuda görev ve sorumluluk almanın önemine vurgu yapmak istiyorum. Çocuğa uygun bir çevre hazırlayıp, materyal temin etmekle Montessori Felsefesini uygulamış varsaymak gibi sığı düşüncelerin rehavetine, asla kapılmamalıyız.

Çocuktan ziyade, eğitimi gerçekleştirenin rehber olduğuna, her şeyin rehberin gözlem, kontrol ve yönlendirmeleriyle mümkün kılınacağına kanaat getirmeliyiz. Bizzat, kendimize özgü gelişecek olan “Montessori Felsefesi”nin de böylelikle doğacağının farkında olabilmeliyiz. İşte bu açıklamalar ile birlikte sıradaki başlığımıza geçebiliriz.

Montessori Eğitimi Nasıl Uygulanır? | Rehberin Görevleri
Nelerdir?

Maria Montessori Eğitimi

Maria Montessori geliştirdiği yönteminde çocuğun istemedikleri ile istedikleri davranış şekillerini şu şekilde listelemektedir;

– Çocuklar; Ödüllerden | Cezalardan | Oyuncaklardan | Klasik düzenin öğretmen masalarından, toplu derslerinden ve hazırlanmış ders programlarından | Çocuk şekerlerinden | Düzensizlikten, kesinlikle hoşlanmamakta.

– Seçimlerinde özgür olmaktan | Kendi hatalarını yine kendilerinin denetlemesinden| Bağımsız hareket etmekten | Sakinlik ve sessizlikten | Alıştırma faaliyetlerinin tekrarlarından | Faaliyetlerinin kararlarını, kendileri alabileceği bir disiplinden | Kitap olmadan okuma ve yazmadan | Bulundukları çevrenin düzenli ve temiz olmasından | Kuracakları sosyal ilişkilerin kararlarını kendilerinin vermesinden… Son derece keyif aldıklarını dile getirmektedir.

“Montessori Yöntemini” ve “Montessori Aktiviteleri” uygulamaya karar verdiğimizde, yalnızca yukarıda belirttiğimiz maddeler dahi, başlı başına bir sistemi oturtabileceğimizi göstermektedir.

Sık sık vurguladığım; bu eğitimin basitliği tam olarak bu konuya dayandırmaktayım. Sadece çocukların keyif aldıkları şeyleri kendilerine sunacak ve hoşlanmadıklarına ise maruz bırakmayacak bir yol izlediğimizde dahi; “Montessori Felsefesi”ni yaşamaya başladığımızdan, rahatlıkla sözedebiliriz.

Montessori Eğitimi Nasıl Olmalı

Montessori Eğitmen Eğitimi ve Rehber Bireylerin Yaklaşımları

Eğitimin gerçekleştirilmesi, kuşkusuz; “ebeveyn yahut eğitimcinin” (rehberin) elindedir. Sistem, eğitimin icrasını sağlayacak olan rehber gözetmenliğinde, ancak baş role çocuk oturtularak şekillenmelidir.

Rehber olarak, kesinlikle uyulması gereken yegâne kural; çocuğu birey olarak görmek, sınırsız/sonsuz saygı duymaktır. Rehber; her hareketi ile çocuğa saygı gösterdiğini ve görüşlerini umursadığını hissettirmek zorundadır.

Bu eğitim sisteminde; klasik eğitime zıt olarak, çocuğa yapması gerekenler asla öğretilmemelidir. Yapabileceğine inanılan herhangi bir eylemde, yapamıyor diye asla yardım edilmeyeceği gibi, her hatanın, farkındalık yaratılarak giderilmesi, çocuğun kendine bırakılması gereken bir görevdir. Bunun bilincine erişerek, gelişiminin başlaması planlanmaktadır.

Baş rolün daimi oyuncusu çocuk olmalı. Rehberinin ise, “sadece kendine refakat eden bir yardımcıdan ibaret olduğunu” hissetmeli.

Çocuk, rehberini “pasif bir yardımcı” olarak algılayacak ve asla klasik eğitimdeki öğrenmen yerine koymayacak ki, özgür ve bağımsız bir halde, yanlışa ve doğruya; tecrübe ederek, sürekli sorgulayarak, bizzat kendi ulaşabilsin.

Çocuğa “kesinlik” kavramı asla aşılanmamalı. Hemen hemen her olgu, muallakta kalmalıdır. Bilginin sürekli gelişebileceği ve değişebileceği, çocuğun bilincine yerleştirilmelidir. Öğrenme gelişimini daima deneme yanılma yolu ile sağlamalıdır. Böylelikle, sorgulamaktan vazgeçmemesi ve merak duygusunun daima en üst seviyede tutulması hedeflenmelidir.

Duyusal öğrenme becerileri, rehber tarafından, çok iyi analiz edilmeli. Rehber çocuğun, hangi duyularını daha etkin kullandığı, net bir şekilde belirlemeli ve çocuğun o yönüne yoğunlaşıp, ilgili materyaller ve faaliyetlere yönlendirmelidir.

Daima dürüst davranması rehberin bir diğer önemli görevidir. Söz ve davranışları ile asla çelişkiye düşmemeli, çocuğun kendisine duyduğu güveni, ne pahasına olursa olsun boşa çıkarmamalıdır.

Eğitim sisteminin temel kuralı olarak gördüğümüz; sonsuz saygı duymak ve çocuğa birey olduğunu hissettirmek, takdir edersiniz ki, laf olsun diye değildir. Şüphesiz, bu davranışın gerekliliği, gerçeği yansıttığı içindir.

Çocuk gerçekte bir bireydir. Tüm duygu ve düşünceleri bu yönde olduğundan, rehberin de mutlak, aynı fikirde olduğunu hissettirmesi zorunludur. Dürüstlükten ödün vermemekte bunun bir parçası olacaktır.

Zihnini bulandıracak, bir söz yahut davranış asla yansıtılmamalıdır. Özellikle zaman kavramları, doğruyu yansıtmalı ve yerinde kullanılmalıdır.

Örneğin; 15 dakika sonra yemek yenilecekse eğer,

-15 dakika sonra, karnını doyurmak için, yemeğini hazırlayabilirsin… Mesajı yerinde ve doğru bir şekilde iletilmelidir.

Herhangi bir nedenden dolayı, verilen söz yerine getirilemeyecek ise de, derhal, gerçeği yansıtan bir şekilde, çocuğa bildirilmelidir. Onun küçük benliğine, mutlak saygı duyulmalıdır.

-Az önce sana, 15 dakika içerisinde, yemeğini hazırlayabilirsin demiştim. Fakat yanılmışım. Özür dilerim. Yemek henüz gerektiği kadar pişmedi. Sanırım, yemeğini hazırlaya bilmen için, tekrar 15 dakika daha beklememiz gerekecek.

Şeklinde gayet net, anlaşılır ve yüzde yüz gerçeği yansıtan ifadeler kullanılmalıdır. Sonsuz saygı, dürüstlük, özgürlük ve bağımsızlık gibi, rehbere ait olan görevlerin tamamının, yukarıda ki örnekte zuhur ettiğini açıkça görmekteyiz.

Montessori Eğitimini gerçekleştirecek olan rehberin görevlerinin, maddeler halinde, eğitime başlamadan önce ve eğitim sırasında olmak üzere, kabaca ayırmaya çalışırsak;

Montessori Uygulama Esasları ve Rehber Birey Yaklaşımı

Eğitimden Önce Uyulması Gerekli Bazı Rehber Davranışları

En başta, eğitimi icra edecek rehberin, doğal olarak “montessori felsefesini” tam anlamıyla içselleştirmesi gerekmektedir.
-Eğitim için çocuğa gerekli olan çevreyi hazırlaması.
-Çocuğun öğrenmesini ve gelişmesini sağlayacak, yeterli çeşitlilikteki materyalleri hazırlaması.
-Çevreyi, çocuğun fiziki yeterliliklerine göre düzenlemesi.
-En önemlisi sinirlerine hakim, sakin davranması ve daimi olarak sakin tavırlar sergilemesi gerektiğine inanması belli başlı eğitim öncesi görevlerini oluşturmaktadır.

Eğitim Esnasında Uyulması Gerekli Bazı Rehber Davranışları

-Çocuğa sonsuz saygı duyarak, onun da bir birey olduğunu hissettirmesi.
-Çocuğun faaliyet ve davranışlarına kesinlikle müdahalede etmemesi.
-Hata ve hareket özgürlüğünü sonuna dek sağlaması.
-Rol model olarak değil, yalın bir yardımcı edasıyla yaklaşması.
-“Etkin gözlemci” rolünde, çocuğun davranışlarını analiz etmesi.
-Çocuğu, faydalı olabileceğini düşündüğü yöne sevk etmesi.
-Hangi aktivite sırasında, gelişime daha açık ve pozitif tavırlar sergilediğinin farkına vararak eğitimi ona göre yönlendirmesi de eğitim esnasındaki görevlerine kabaca örnek gösterilebilir…

En nihayetinde bu paylaşımı; Montessori Eğitimi Nedir? Sorusuna içeriğimize, başladığımız ilk cümle ile noktalamanın, farkındalık yaratacağını ümit ederek, sonlandırmak isterim.

Konuyla ilgilenen sizlerin görüş, öneri, ekleme ve yahut onay yorumlarınızı bekliyor ve önemsiyor olacağım. Lütfen, aşağıya yorumunuzu yazarak, fikirlerinizi benimle paylaşınız.

Ayrıca İletişim Sayfası aracılığı ile bana mesajlarınızı iletebilirsiniz?

Saygılarımla…

Bu görevi benimsemiş değerli her anne/babaya naçizane bir soru;

Montessori Eğitimi; “Minik bilinçlere, kendilerini gerçekleştirme fırsatını, saygıyla sunma sanatı” değil ise nedir?

"paylaşmak güzeldir."

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir