İngilizce Öğreniminde Anadilin Önemi

"paylaşmak güzeldir."

Dil, yanlızca bir iletişim aracı değildir. İnsanın anadili, bağlı olduğu kültürü ve karakter özelliklerini yansıtır. Kişi anadilini ne denli geliştirir ise, kültür düzeyi ile birlikte aslında, kişisel gelişimine de katkı sağlamış olacaktır.

Sonradan edinilen, yabancı dilin seviyesi ise, anadil seviyesine asla yetişemeyeceği, bilimsel olarak doğru kabul edilmektedir. “Anadil” deyim yerindeyse; daima yabancı dilden bir adım önde olma, daha yetkin kalma arzusundadır.

Bu doğruları göz önünde bulunarak, İngilizce Öğrenme çalışmaları yapan insanların, yoğunlaşması gereken diğer bir konu da, daima anadilini geliştirme çalışmaları olmalıdır.  Anadilin gelişmesi, muhakkak yeni öğrenilen yabancı dilde ki hakimiyetin artması sağlayacaktır.

İngilizce Öğrenme adına yapılan çalışmaların, aslında, hali hazırda anadilde yapılıyor olmaları gerekmektedir. İngilizce dilini öğrenmek isteyenler, önce anadillerin de hakimiyet sağladıklarından emin olmaları, dillerini tanımalarını ve hedef dil ile anadil arasında ki farklıları kavramış olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Uzanca bir süre önde, nereden edindiğimi hatırlayamadığım, bir rivayetten bahsetmek istiyorum. Rivayet olarak nitelendiriyorum, çünkü; nerede okuduğumu ve anlatının kime ait olduğunu maalesef hatırlayamıyorum. Eğer, ileride tekrar karşılaşma gibi bir imkanım olur ise, mutlaka kaynak olarak belirteceğim.

İzmir’de, yüksek bütçeler harcanarak kurulan, bir yabancı dil eğitim merkezi. Kurulduğu yıl, “yabancı dil öğretme” garantisi vererek, öğrenci kabul etmeye başlamaktadır. Ancak üç yıl boyunca, başarı oranı çok düşük kalmakta, asla istenilen düzeyde başarı sağlanamamaktadır.

Olumsuzluğun nedenleri üzerine, ne kadar araştırma yapılsa, çeşitli yöntemler, teknikler uygulansa da, düşük başarı oranı baki kalmaya devam etmektedir.

Eğitim merkezi, son çare olarak, yine yüksek bütçeler harcamak zorunda kalarak, yurtdışından, hedef dil branşı olduğu bir Dil Profesörünü; seminer vermek, dolayısı ile sorunu tanımlaması ve çözüm yolu sunması için davet etmektedir.

Daveti kabul ederek, çalışmalarını gerçekleştirmek üzere, merkeze gelen Yabancı Profesör, 2 ay gibi kısa bir sürede sorunu çözer ve eğitim merkezine; “siz yabancı dili bir kenara bırakıp bu çocuklara önce anadillerini öğretin!” uyarsında bulunmaktadır.

Bu örnek ile birlikte; “Anlıyorum Ama Konuşamıyorum” adlı kitap, anadilin; yabancı dil üzerinde ki kıskançlığını, ondan hep bir adım ileride olmak isteyişi ve yabancı dil öğreniminde anadilin ne denli büyük öneme sahip olduğunun anlatılması, konunun kavranması için oldukça etkili bir kaynak rolündedir.

İngilizce öğrenme çalışmalarımızı, keyifli hale getirebileceğimiz, çalışmalardan zevk alabileceğimiz yöntemlerin hangileri olduğuna da, aynı yöntemleri anadilimizde uyguladığımız vakit, hissetiklerimizle anlayabiliriz.

Örneğin, Türkçe kitap okumayı seviyor isek, bunu İngilizce öğrenmek içinde pekala uygulayabiliriz.

Kendi anadilini geliştirmede isteksiz ve ya bunun gereksiz olduğunu düşünen kişiler, İngilizce öğreniminde de mutlak zorluk yaşayacaklardır.

“İngilizce’nin yükselebileceği en üst nokta; Türkçe’nin bir alt basamağı olacaktır.”

Daima çocuk ruhlu ve
Hep mutlu, kalmanız dileği ile
Hoşça kalın,
okulculuk.com’la kalın…

"paylaşmak güzeldir."

Belki bunları da beğenirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir