En Kolay İngilizce Öğren Evde İngilizce Öğrenmek Hem Kolay Hem Ücretsiz

İçeriğimizde;
1-Kendi kendine evde İngilizce öğrenme yollarını,
2-En kolay İngilizce öğrenme yollarını keşfedenleri,
3- Kolay İngilizce öğrenme teknikleri,
4- İngilizce ile problem yaşayanlara farkındalık kazandırmaya,
5-İngilizce’ye sıfırdan başlayabilmek ve pratik ingilizce öğrenme için ilk bakılması gereken noktalara değinmeye çalışacağız.

evde-ingilizce-ögrenmek

En Kolay Şekilde İngilizce Öğrenmenin Yolu

 

Kolay İngilizce öğrenme tekniklerini, hatta sık sık kullanılan en basit ve en etkili İngilizce öğrenme teknikleri konusunu detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Bireysel olarak, kendi kendimize evde İngilizce öğrenmek gibi bir konunun etrafında dört dönüyor ve tüm sorulara gerçekçi cevaplar arıyor olacağız.

Üstelik garanti ediyorum ki; bu yazının sonunda;

*Dünyada İngilizce’yi en basit en kolay şekilde öğrenebilen insanlarını farkedecek,
*Bu insanların ortak özelliklerini listeleyip işleyecek,
*Bu basitliği hangi yöntemlerle başarabildiklerini anlayabilecek,
*Elde etiğimiz yöntemlerden/tekniklerden hangilerinin kendimize en uygun olduğuna karar verebilecek,
*Evde İngilizce öğrenmek için uygulanacak en kolay yolu atacağımız ilk adımın ne kadar doğru ve sağlam olduğunu görebileceğiz.

Not;
Şimdi sıralayacağım iki ana başlıktaki konulardan ise, özellikle bu içeriğin konusuna hitap etmedikleri için değinilmemeye özen gösterilmiştir. Onlardan bu yazımızda bahsetmek, herhangi bir artı değer katmayı bırakın İngilizce öğrenimine çok büyük engel oluşturmaya devam edecektir.

Genel algı:
*Evde İngilizce öğrenmenin zorlukları/imkânsızlıkları.
*Evde İngilizce öğrenebilmek için, dil okullarının-özel derslerin-kursların olmazsa olmaz görülmeleri.

Bireysel algı:
*Dil öğrenme konusunda yetersizlik hissi.
*Başarısız olma korkusu.
Yakın bir zamanda, bu algıları çürütecek ve kaldırıp çöpe atacak zengin bir içerik hazırlanacak burada paylaşılacaktır.
Şuandan itibaren, akıllarında İngilizce ile arasına türlü türlü engeller koyan insanları, yaklaşık on dakikalığına tüm bu engelleri, olumsuzlukları ve kötü düşünceleri akıllarından silmelerini istiyor ve huzurlu bir şekilde, sadece yazıya odaklanmaya davet ediyorum.  O halde başlayalım.

İngilizce Öğrenme Yolları

Dünyada İngilizce’yi En Kolay Öğrenen İnsanlar.
İngilizceyi En Kolay Öğrenenlerin Ortak Özellikleri.
İngilizce Öğrenmeyi Bu Kadar Basit Hale Getiren Yöntemler.
Kendimize En Uygun Olan İngilizce Öğrenmenin En Kolay Teknikleri.
İngilizce Öğrenmenin En Etkili Tekniği Olarak Atacağımız En Sağlam İlk Adımımız.

1. Dünyada En Kolay İngilizce Öğrenmeyi Başaran İnsanlar.

Dil, insanlar arasında çeşitli seslere dayalı en etkili iletişim sistemidir. Zihinde oluşturulan duygu ve düşünceleri çeşitli sesler yardımıyla bir başka kişiye aktarma olayı, konuşma.

Peki, bir dili konuşmayı ve sadece insana ait olan bu özelliği kullanmayı nasıl başarıyoruz?

Çocuklar.

En Kolay İngilizce Öğrenme Yolu

İngilizce’nin en kolay öğrenme yollarını arayan hemen herkesin, yabancı dil öğrenme konusunda yapması gereken işin en başına odaklanmak olmalıdır. Yaşamın başladığı evreye, dünyaya açılan o küçük bir çift göze. Çocuklara.

İngilizce öğrenmenin en etkili yolu, en pratik en kolay tekniklerini gibi enlerini öğrenmeye çalışan her bireyin farkına varması gereken hali hazırda kullandığı bir ana dili olmasıdır. Bu ana dilimizi edinme konusunda hangi aşamalardan geçtik? Hangi yöntemleri izledik? Bunlara biraz değinmeye çalışalım.

Dünyaya gelişimizden birkaç sene sonra ağzımızdan ilk kelimeler dökülmeye başladı. Çok kısa bir süre sonrada kelimeleri bir araya getirerek küçük cümleler kurmayı başardık. En nihayetinde ise yine çok kısa bir sürede hayata dair tüm sıkıntılarımızı, dertlerimizi, istek ve arzularımızı edindiğimiz dilimiz ile ifade edebildik. Bizlere söylenenleri pekâlâ anladık ve anlamlı bir karşılık vermeye başladık. Bu dil sayesinde hayatımızı idame ettirmeyi başardık. Peki, aranızda bu saydıklarımı o sıralar başarırken, zorlandığını, hata yapmaktan korktuğunu, asla başaramayacağına inananlar var mıydı?

Elbette yok. Bunlarının tamamını başardık ve hiç zorlanmadık. Çünkü, o zamanlar dünyada dil öğrenmenin en kolay yoluna vakıftık. Bir dili en kolay şekilde nasıl öğrenebileceğimizi çok iyi biliyorduk. Beynimiz dil bilgisi ve gramer gibi saçmalıklarla boğuşmak zorunda kalmıyordu. Her birimiz “özne” ile “yüklem” ifadeleriyle, konuşmaya başladıktan çok uzun yıllar sonra, ilk kez okulda karşılaştık öyle değil mi?

Etrafımızda ki insanların çıkardıkları tüm sesleri, bir süreklilik haliyle dinledik. Bu sesleri hafızamıza kaydettik. Asla ezberlemedik sadece algıladık. Ve zihnimiz ile birlikte, tüm benliğimiz geliştikçe ihtiyaçlarımız arttı. Sadece karnımızın doyması bizlere yetmemeye başladı. Bir oyun ihtiyacıdır aldı başını gitti.

Etrafımızdaki insanlardan, daha fazla, ilgi görmeye layık olduğumuzu hissettik. Ne zamanki isteklerimiz arttı ve mevcut durum bize yetmez oldu, işte o zaman; şu sürekli olarak zihnimize kaydettiğimiz sesleri taklit etmeye başladık.

Çünkü ağlamak kendimizi ifade etmeye yetmemeye başladı. Bir düşünün, oyun oynamak için ağlıyorsunuz. Size hemen su geliyor. Yahu ben susamadım diye düşünüp -haydi birlikte oynayalım, ağlaması yapıyorsunuz. Bu seferde yemek geliyor. 🙂 Artık ağlamak yetmiyor ve konuşma isteği duyuyoruz.

İngilizce öğrenmek isteyip bunun en kolay yolunu arayan herkes çocuklara bakarak yola başlamalı demiştik. Nitekim çocuklar en kolay İngilizce öğrenme yollarına doğuştan sahipler. Bu konudan elde edeceğimiz çıkarımlar şunlar olmalı: Bu yeni dilin seslerini sürekli olarak dinlemeli, hem de hiç anlamadan dinlemeli ve zihnimize kaydetmeliyiz.

Peki, bu dinlemeler yeterli mi? Tabi ki değil. İstediğimiz kadar dinleyelim her hangi bir ihtiyacımızı bu yeni dilimiz ile çözmeye gereksinim duymadığımız sürece asla öğrenemeyiz. Dinlediklerimizi kullanarak bir ihtiyacımızı halletmeye çalışacağız.

İngilizce Dilinin Kullanıldığı Ülkelerde Yaşayan İnsanlar

ingilizce öğrenmenin en kolay yolu

En kolay İngilizce öğrenmeyi başaran insanlarda ele alacağımız diğer grup ise İngilizce dili kullanılan yabancı bir ülkede yaşamlarını sürdüren insanlardır. Bir şekilde ana dillerini kullandıkları kendi ülkelerinden farklı ülkelerde yaşamlarını devam ettirmek durumunda kalan insanlar bu yeni dile çok kolay bir şekilde adapte olup kısa sürede dili öğrenmeyi başarıyorlar.

Peki, bu insanlar olağanüstü özelliklere mi sahipler? Hiç şüphesiz elbette değiller. Uyguladıkları tek yöntem, tıpkı çocuklarda olduğu gibi, yeni bir dile ait olan seslere sürekli olarak maruz kalmaları.
Zihinlerine kaydetmeleri. En nihayetinde ise en basit günlük işlerini dâhil bu yeni dil ile çözmek zorunda kalmaları. Bu noktada çevremizdeki herkes İngilizce konuşsa elbette bir zorunluluk hali olarak o dili öğreneceğiz.

Basit bir market alışverişinde bile, yabancı bir dile zorunluluk duyulduğunda, o dili öğrenmek kaçınılmaz olacaktır. Ve bu öğrenme hem en kolay öğrenme hem de en pratik ingilizce öğrenme yolu olacaktır.

Peki, bu şekilde yabancı bir dil öğrenen insanlar; bu öğrenimi gerçekleştirdikleri sırada zorlanıyor, hata yapmaktan korkuyor ve asla başarılamaz olduğunu düşünüyorlar mıdır? Tabi ki hayır. Çünkü dili öğrenmeye mecburlar. Bu korkularına ayıracak vakitleri yok. Bir an evvel anlaşılmak ve günlük ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilme derdindeler.

Başka Ülkede Yaşamadan İngilizce’yi Kullanmak Zorunda Kalan İnsanlar

Herhangi Bir İhtiyacımızı Yerine Getirebilmek İçin İngilizceye Gerek Duymak

Bu insanları bahsetmeye ya da nasıl bir kitle olduklarını anlatmaya çalışırken örnek vereceklerim, bazı ticari faaliyetler nedeniyle yabancı insanlar ile birlikte iş yapmak zorunda kalan insanlar olacaktır. Belirli bir amacı olan (para kazanmak gibi) insanlar; müşteri potansiyelleri eğer İngilizce konuşan yabancılardan oluşuyorsa, onlardan faydalanmak, ticari faaliyetini gerçekleştirebilmek gibi nedenlerden dolayı yine bir zorunluluk haliyle karşı taraf insanlarının dillerini çok kolay ve kısa sürede öğrenebiliyorlar.

Çünkü kısa ve net buna mecburlar. Böyle büyük bir gereksinim halindeler. Para kazanmak hayatını idame ettirmek gibi kutsal bir görevleri var ve bunun yolu da İngilizce’yi öğrenmekten geçtiği için, buna ihtiyaç duydukları için hiç zorlanmadan kısa sürede İngilizce öğrenebiliyorlar.

Oldukça fazla turist alan bölgelerde ticari faaliyet yürüten hemen her vatandaşımızın gayet akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilmelerinin altında bu zorunluluk hali yatmaktadır. Keza otel çalışanları da aynı gruba pekâlâ dâhil olabilir. Her gün yabancılar ile birlikte onların dillerine maruz kalarak yaşayan insanlar iki seçenekleri var;
* Ya kendi dillerini karşıdaki insanlara öğretecek.
* Ya da kendisi onların dilini öğrenecek.

Genelde, sadece tatil yapmaya gelen insanların, bir dil öğrenmek gibi dertleri olmadığından birinci seçenek eleniyor.
Ancak, o gelen insanlara bir şeyler satmak gibi derdi daha ağır basan insanlar ise zorunluluk haliyle o dili öğrenme yoluna gidiyor.

Peki, bu şekilde ticari faaliyet gerçekleştirebilmek için İngilizce öğrenmek zorunda kalan insanlar zorluklarla karşılaşıyor, hata yapmaktan korkuyor ya da asla konuşamayacaklarını düşünüyorlar mıdır?

Yine bir kez daha kesinlikle hayır diyoruz. Çünkü onlarında bu düşüncelere ayıracak kadar vakitleri yok. Bir an evvel dili öğrenip daha çok para kazanmanın derdindeler. Yine çocuklarda olduğu gibi bu insanlarında dil bilgisi ve gramer konuları umurlarında bile değil. Onlar tamamen canlının peşindeler.

Şimdi kısaca bu üç farklı insan grubu ile elde ettiğimiz İngilizce öğrenme yöntemlerini ele alalım ve bu yöntemler üzerinden bir çıkarım sağlamaya, ortak özelliklerini bulmaya çalışalım.

2. En Kolay İngilizce Yöntemler İle Öğrenen İnsanların Ortak Özellikleri

Bu insanlar her ne kadar farklı gibi gözükseler de aslında 4 farklı ortak özelliklere sahip ve onlara bağlı insanlardır.

– İngilizce’ye maruz kalıyorlar.
– İhtiyaçlarını giderebilmek için İngilizce’ye gereksinim duyuyorlar. (temel işlerini İngilizce ile çözmek zorundalar)
– Amaçları bir an evvel İngilizce öğrenmek. En temelden başlayıp asla dil bilgisi, gramere başvurmuyorlar.
– Asla Korkmuyorlar. Endişeye kapılmıyor ve kaygı duymuyorlar.

İngilizce öğrenmek.
İngilizce’deki seslere maruz kalmak.
İngilizce’deki sesleri taklit etmek.
Bir ihtiyaç belirleyip İngilizce ile gidermeye çalışmak.
Zorlanıldığını düşündüğün her şeyden uzak durmak.
Hata yapmaktan ASLA korkmamak çekinmemek. Çünkü aksi mümkün değil.
Yapamam başaramam gibi olumsuzlukları zihinden silmek.

Şuana kadar işlediğimiz yöntemleri kısaca hatırlayalım.

– İngilizce’deki sesleri dinlemek.
– İngilizce’deki sesleri anlamlandırmak.                      İngilizce Konuşmak…
– İngilizce’deki seslerin sembollerini okumak.
– İngilizce’deki seslerin sembollerini yazmak.

Çocuklar bu yöntemlerden sadece bir tanesi ile yola çıkıyorlar. Çünkü o sırada sadece işitme duyuları var. Duydukları her sesi işitiyorlar. Fakat ikinci beceri anlamlandırma aşamasında yetişkinlerden farklı bir özelliklere sahipler.

Çünkü çocuklarda boş bir levha olarak duran zihinlerinde, duydukları her şeyi olduğu gibi yansıtabiliyorlar.
Bu özellikleri yaklaşık 10 yaşlarına kadar bu şekilde sürüyor.

Bu noktada yetişkinler ise duyduklarını ilk tercüme yöntemi ile alıp kaydetme özelliğine sahip. Bunun içindir ki öğrendiğimiz her kelimenin, zihnimizde, ilk önce Türkçe karşılığını canlandırıyoruz.

Anlamlandırma konusunda onlardan bir adım geride olduğumuz gösterilse de bunun bir ümitsizlik yaratmaması gerektiği bir başka gerçektir.

Yetişkinleri de çocuklardan ayıran özellikleri için okuma ve yazma becerilerini gösterebiliriz. Dolayısıyla bizler çocuklardan daha fazla öğrenme becerisine sahibiz.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir