Açıköğretimde Ders Çalışma-Etkili ve Verimli Ders Çalışma Teknikleri-En Güvenilir Ders Çalışma Yöntemleri

"paylaşmak güzeldir."

Açıköğretim Fakültesi öğrencilerine yönelik hazırlanan, rehber niteliğinde, etkili ders çalışma tekniklerini işlemeye başlayalım. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi sisteminde ders çalışma yöntemlerini ve açıköğretim sınavlarında başarılı olmamızı sağlayacak yolları, sizlerde öğrenerek uygulama taraftarı iseniz kesinlikle doğru adrestesiniz. İlk başından en sonuna kadar, etkili ders çalışma metotlarının adım adım paylaşıldığı okulculuk.com platformundasınız.

Bir açıköğretim öğrencisi olarak rahatlıkla ifade edebilirim ki açıköğretim fakültesinde (aöf) sınavlara hazırlanmak ve ders geçmek aslında karşıdan göründüğü gibi basit olmuyor.

-Dolu dolu ve yoğun tempo ile geçen günler

-Ağır çalışma koşulları

-Hayatın her alanındaki sorumluluklar

-Akşam eve döndüğümüzde kazan gibi olmuş kafalar

-İş stresi, yönetici zulmü, geçim sıkıntısı vs. gibi birbirinden farklı ve etkili dezavantajların tamamına göğüs germeye çalışıyoruz.

Sanki onlar yetmezmiş gibi birde açıköğretim, ders kitapları, üniteler, öğrenme çıktıları, deneme sınavları, geçmiş sınav soruları, arasınavlar, dönem sonu sınavları içerisinde boğulmak, ne yazık ki derslerin verilmesine engel en büyük etmenler olarak karşımızda durmaktadır.
   
İnanın açıköğretimde ders geçme dezavantajlarından bahsetmeye devam edilse, sayfalar dolusu içerik oluşabilme potansiyeli mevcut.

Zaten herkesin farkında olduğu ve yakındığı bu gibi konuları daha fazla uzatmadan ve kimseyi karamsarlığa itmeden gelelim konumuzun asıl başlığına.

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Ders Materyalleri

Açıköğretim Ders Kitapları 

Sorumlusu olduğumuz dersin üniversite tarafından bize ulaştırılan ders kitabı tek sorumlu olduğumuz materyaldir.

Açıköğretim fakültesinde, hangi programın hangi dersi olursa olsun karşımıza gelebilecek tüm muhtemel sorular ders kitabının içerisinde bir yerlerde duruyor olacaktır.

Geçmiş dönemlerde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi kayıt bürolarında basılı ders kitaplarının dağıtım uygulaması yapılıyordu.

Ancak, 2018-2019 öğretim yılından itibaren bu uygulama sonlandırılmış bulunmaktadır.

*Bilimsel bilginin sürekli değişmesi ve bu değişmeler ile sürekli kitap güncelleme gerekliliği.

*Her yıl milyonlarca kitap basımı için çevreye verilen zararın en aza indirilmesi.

*Kamu maliyetlerinin etkin kullanılması.

*Her yıl artan maliyet giderlerinin öğretim giderlerine yansıtılmasının önüne geçilmesi gibi birçok sebep gösterilerek, basılı ders kitabı yerine dijital kitap uygulamasına geçilmiştir.

Bu uygulama bazı çevreler tarafından eleştirilse de, kişisel görüşüm; gelişen teknolojiden faydalanabilmek adına doğru bir uygulama olduğu yönündedir.

Anadolu Üniversitesi e-Kampüs Sistemi ile sunulacak olan dijital ders kitaplarını PDF şeklinde indirilerek ulaşılacaktır.

Bu yeni sistemin en büyük avantajı olarak ise sürekli değişen bilimsel bilgilerin, çok daha pratik güncellenebilmesi gösterilmektedir.

Kitap Ünite Özetleri ve Öğrenme Çıktılarının Avantajları

Açıköğretim ders kitaplarının hazırlanma yönteminin, kişinin kendi kendine öğrenebilmesine olanak sağlayacak içeriklerden oluşması ilgili üniversite tarafından bildirilmektedir.

Sorumlu olduğumuz dersler için hazırlanan ve ünitelerin sonlarında yer alan ünite özetleri, kesinlikle kitapta bakmamız gereken ilk yer olmalıdır.

Böylece, konulara en yabancı olduğumuz ve hiçbir bilgiye sahip olmadığımız dönemde, genel hatların zihnimizde canlanmasına olanak sağlamış olacağız.

Ünite özetlerinde özellikle konuların en önemli kısımlarına yer verilmesi ve en fazla soru çıkabilme potansiyeline sahip olması ise önemini arttırmaktadır.  

Ünite özetlerinden hemen sonra konuları işlemeye başlayabiliriz.

Burada dikkat etmemiz gereken kısım ise, kendimizi, konulara fazlaca kaptırıp aklımızın karışmamasına ve vakit kaybı yaşamamıza özen göstermek yararımıza olacaktır.

Bunu ise konu içerisinde ki “dikkat” ve ders notu şeklinde verilen bölümlere yoğunlaşarak gerçekleştirebiliriz.
    
Her bir ünitede yaklaşık 3 ila 10 arasında hazırlanan “Öğrenme Çıktıları” bölümü sunulmuştur.

Önem derecesi, ünite özetlerinden sonra ikinci sırada bulunan ve sınav sorusu çıkabilme potansiyeline sahip olan bu bölümlerde, kesinlikle çalışılması gereken önemli bilgiler barındırmaktadır.

Ünite Sonlarındaki “Neler Öğrendik“ Soruları

Ünite özetlerine, konularına ve öğrenme çıktılarına göz attık.

Şimdi sırada, her ünitenin sonunda yer alan 10’ar adet çoktan seçmeli sorulardan oluşan “neler öğrendik” bölümü var.

ÖNEMLİ: Adından da anlaşılacağı üzere, bu bölüm bizlerden neler öğrendik şeklinde kendimizi test etmemizi istiyor.

Ancak, kişisel görüşüm ve sizlerin de yapmasını önerdiğim, bu soruları sınav formatında cevaplamaktan kaçınmanızdır.

Nedeni ise, kendimizi, verilebilecek yanlış yanıtların olumsuz etkilerine maruz kalmaktan korumaktır.

Ders çalışmaya yeni başladık ve teste girmek için daha çok erken.

Burada verilebilecek yanıtların yanlış olabilme olasılığı oldukça fazladır.

Verilmesi muhtemel yanlış yanıtların heves kırmasına izin vermemek adına, soruları cevaplamak yerine işleme yöntemini tercih edeceğiz.

Hatta “Neler Öğrendik” sorularını, daha okumadan önce, doğru yanıtlarına cevap anahtarından bakarak, işaretlemenin fayda sağlayacağını savunmaktayım.

Bu başlığı “Neler Öğrendik“ olarak değil de, “Neler Öğreneceğiz“ şeklinde algılamanızı sizlerden rica ediyorum.

Kendimizi deneme testini ise, daha sonra karşımıza çıkacak olan deneme sınavları ile gerçekleştirmemiz çok daha yararlı olacaktır.
    
“Neler Öğrendik” soruları, farklı birer konu olarak değerlendirip işlememiz, çözmeye çalışmaktan çok daha etkili olacaktır.

Sorunun özünü ünite içerisinde bularak konuyu bir kez daha gözden geçirmeli hatta (burada yapmak çok faydalı olacak) not alarak, sorunun temel yapısını zihnimizin bir köşesine kazımalıyız.

Bu soruların bazılarında, doğru seçenek ile yanlış seçenekler birbirine bağlantılı olabiliyor.

Öyle olduğunu fark ettiğimiz sorularda ise yanlış seçeneklerinde incelenmesi tavsiye edilir nitelikte olduğunu düşünüyorum.

Bunlarla birlikte “Neler Öğrendik” sayfaların çıktıları alınarak işlenmesi ise artı bir avantaj olarak görülebilir.

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ne Yönelik e-Kampüs Öğrenme Materyalleri

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakültelerinin, resmi internet sitesi Öğrenci Otomasyonu bölümündeki ders malzemeleri sekmesinde karşımıza çıkan e-Kampüs portalı birçok ders materyali sunmaktadır.

Ders kitabı haricinde faydalanabileceğimiz son derece etkili yöntemler sunan portal, olmazsa olmaz niteliğindedir.

Öğrenci kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapabildiğimiz e-Kampüs Sistemi, okuduğumuz programın bütün kitaplarına ulaşmanın yanı sıra sorumlu olduğumuz dönemin derslerine ait birçok ders malzemesi sunmaktadır.
     
e-Kampüs Sisteminde çalışmak istediğimiz derse ait bölümde, ilgili ünitenin sayfasına gittiğimizde; ünite metni, ünite özeti, konu anlatım videoları, ünite özet videosu, e-Seminer kapsamında canlı ders, kaçırılan canlı ders video kayıtları, ünite özetinin Mp3 formatlı seslendirilmesi, çözümlü sorular, sorularla öğrenelim, deneme sınavları, çıkmış sınav soruları ve tartışma platformu gibi birbirinden değerli ders malzemeleri ile karşılaşıyoruz.

Burada yapmamız gereken, sistemli, belirlediğimiz düzene göre ve sade bir çalışma faaliyetidir.

Bunu sağlayabilmemiz ise kendimize oluşturduğumuz haftalık ders çalışma programı ile mümkün kılına bilinir.

“Keyif alarak çalışma” olarak tanımlayabildiğimiz bir prensibe sahip olmamız gereklidir.

e-Kampüs Öğrenme Materyallerinden size en çok keyif veren, haz aldığınız çalışma yöntemleri hangileriyse onları seçerek bu işi adeta bir hobiye dönüştürebilmek size çokça fayda sağlayacaktır.

Düzenli ve yeterli çalışma sistemi ile oldukça basit hale getirebileceğiniz açıköğretimin, kesinlikle olumlu sonuçlar ile geri dönen sisteme dönüşeceğini garanti edebilirim.

Sorularla Öğrenelim

Ünite içeriklerine yönelik hazırlanan bu kısım, konulardan çıkartılan sorulara açıklamalı yanıtlar verilerek oluşturulmuştur.

e-Kampüs Sistemindeki ders malzemelerinden biri olan Sorularla Öğrenelim, hazırlanmış güzide malzemelerdendir.

Üniteye ait birçok sorunun altında açıklamalarıyla birlikte verilen materyal, konuların kavranmasında son derece etki sağlamaktadır.

Gerekli görüldüğü takdirde bu kısmın çıktısı alınarak çalışılması, soru açıklamalarıyla alakalı notlar tutulması, tarafımca tavsiye niteliği taşımaktadır.

Bu materyale, konuların içerisinden, kendimize ait sorular çıkararak açıklamalarıyla birlikte eklememiz, büyük avantaj sağlayacağı kanaatindeyim.

Buraya kadar adım adım ilerlediğimizde, artık şöyle bir tanımdan bahsedebiliriz; “sorumlu olduğumuz dersin içeriği ile ilgili artık bilgi sahibiyiz ve birilerinin bizi denetlemesine hazır duruma geldik.”

Yukarıda “Neler Öğrendik” kısmındaki soruları cevaplamaktan kaçınmamız gerektiğini, buna henüz hazır olmadığımızıdan ve cevaplamamıza gerekte olmadığından bahsetmiştim.

Şuan ise artık hâkimiyeti arttırmış olduğumuzdan, sınav formatındaki sorulara geçmemiz gerekmekte.

Açıköğretim Fakültesinde ders kitapları genelde 8 üniteden oluşmaktadır.

Arasınavda kitabın ilk 4 ünitesinden, dönem sonu sınavında ise tüm kitaptan sorumlu olunmaktadır.

     NOT: Şimdiye kadar hazırlandığımız konular, arasınav kapsamında ilk 4 ünite ise birazdan değineceğimiz deneme ve çıkmış sınav sorularının, arasınavlar için hazırlanmış olanlarını çözmemiz, eğer dönem sonu kapsamında tüm üniteler ise dönem sonu sınavları için tüm soruları çözmemiz gerekiyor.

Deneme Sınavları

Soru çözmek, öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesinde çok önemli role sahiptir. E-Kapmüs Sisteminde arasınav ve dönem sonu sınavlarına yönelik hazırlanan “deneme sınavları” 20 adet sorudan oluşan ve öğrencilerin kendilerini test etmesine olanak sağlayan bir materyaldir.

Sınav formatında, cevaplanan sorular bittiğinde, sınavı bitir butonuyla birlikte sonuçlar ekrana düşer.

Verilen yanlış cevaplar ve boş bırakılan sorular, doğru seçeneği, açıklamasıyla birlikte, görmemize olanak sağlamaktadır.

Eğer yanlış yanıtlarımız ve boş seçeneklerimiz var ise ki olması muhtemel, doğru seçeneğin açıklamasını kesinlikle not almalı ve analiz etmeliyiz.

Asla unutmamamız gereken, yanlışları doğruya çevirmenin en etkili yolu üzerine yürümekten geçmektedir.

Bu yöntemin, sizlere ileride sağlayacağı, akılda kalıcı etkisini tecrübe ettikçe, verdiğiniz yanlış yanıtları sevmeye başlayacaksınız.

Deneme sınavlarında verilen yanlış yanıtları ne kadar çok sevmeyi başarabilirseniz, sınav esnasında o derece faydasını göreceksiniz.

Yapılan yaygın hata, yanlış yanıtların o an kötü etkisini algılayıp derhal bir sonraki soruya geçilmesidir.

Böyle bir davranış gerçekleştirdiğimizde emin olabilirsiniz ki aynı yanlış yanıtı sınavda da vermemiz çok olası.

Hatta bir sonraki sınavda da yanlış yanıtlamaya devam edeceğizdir.

Yapmamız gerekenlerden ilki, verdiğimiz yanıtın yanlış olduğunu algıladığımız anda öncelikle buna sevinmek olacak. İşte bu! Harika!

“Bu yanlış verdiğim yanıt sayesinde, bir soruyu, konuyu hatta yanlış olan diğer dört seçeneği daha derinlemesine öğrene bileceğim“ tarzında tepkiler oluşturmamızdır.

Devamında ise öncelikle verdiğimiz yanlış yanıtı analiz etmek. Neden bu seçeneği işaretledim?

Bu soruda bana bu yanlış seçeneği çağrıştıran ne oldu? Gibi soruları kendimize yönelterek cevaplamamız gerekmektedir.

Böylece, aynı konu veya soru ile bir sonraki karşılaşmamızda, vereceğimiz ilk tepki, mevcut şıkkın asla doğru cevap olamayacağıdır.

Daha sonra ise, sorunun konusuna giderek doğru cevap ile soru arasındaki köprüyü zihnimizde kurmalıyız.

Doğru cevabın analiz edilmesinden sonra, sırada, diğer yanlış olan üç seçenek kalıyor.

O seçenekleri de (eğer konuyla bağlantılı ise, bariz bir yanlış yanıt değil ise) birer konu olarak değerlendirip, analiz ederek yöntemi tamamlamak.

Böylece bir yanlış yanıtımızın, bize konuyla alakalı çıkması muhtemel beş farklı soruyu/konuyu öğrenmemize sebep oldu.

İşte bunun faydasını gördükçe, yanlış yanıtlarımızı daha fazla sevecek, tabiri caizse onlara âşık olacağız.

Deneme sınavları, açıklamalı doğru cevapları bildirmesi ve her defasında farklı sorular getirmesi yönünden son derece önemli öğrenme yöntemi olarak değerlendirilebilir.

Çıkmış Sınav Soruları

Açıköğretim Fakültesi Sisteminde, yaygın olarak gözlemlenebilen bir konu, daha önceki dönemlerde sorulan sınav sorularının birebir aynılarının, bir sonraki sınavda da çıkıyor olmasıdır.

Örneğin; 2015-2016 öğretim yılının arasınavında sorulan bir sorunun 2018-2019 arasınav veyahut dönem sonu sınavında da yanlış seçenekleriyle, noktası ve virgülüne kadar aynı çıkabilme olasılığı her zaman mevcut.

Yaygın düşünceye göre bu durum, öğrenci lehine olduğu kabul edilmiş gibi görünmektedir.

Ancak şahsi düşüncem, (her ne kadar puan amaçlı faydasını görsem de) ezberci yanı olduğundan asla onaylayamadığım bir durumdur.

Bir eğitim sisteminde, buna benzer ezberci durumlar, öğrenciye yarardan fazla zarar sağlamaktadır.

Birçok açıköğretimlinin, kolaylıkla tepki gösterebileceği bu düşüncem bakidir. Ezber yoluyla edinilen bilgi asla sağlıklı bilgi olamaz.

Bu şekilde edinilen bilgiler, daha sınavdan çıkar çıkmaz unutulması muhtemeldir.

Demek istediğim bu yöntem, amaçları, sadece ve sadece dersi geçmek olan açıköğretim öğrencilerinin başvuracağı en etkili yöntemdir.

Sıkı bir şekilde çıkmış sınav soruları tekrar tekrar çözülür ise sınavda olası çıkabilecek aynı sorulara rahatlıkla cevap verilebilir.

Aynı çıkan soru sayısı başına beş puan garantilenmiş olur.

Benim buradaki tavsiyem, çıkmış sınav sorularını da deneme sınavlarında ki mantık anlayışıyla, soruları ezberlemek yerine, işleme yoluna gidilerek ilerlemek ve sorunun özündeki konuyu kavramak olacaktır.

Sürekli Tekrar Hep Tekrar

Psikologlara göre bellek, bir bilginin kodlanması, depolanması ve hatırlanması süreçlerini kapsamaktadır.

Bu süreçlere ise üç aşamalı bellek adı verilmektedir.

Birinci aşama duyusal bellek; Sadece fiziki duyular ile kaydedilen ve çok kısa süren bellek türüdür.

İkinci aşama kısa süreli bellek; duyusal bellekte silinmekten kurtulan bilgi ikinci aşamaya taşınabilir.

Çalışma belleği olarak da adlandırılan bu bellek insanların iki işi aynı anda yapabilmesine olanak sağlamaktadır.

Ancak bu belleğin kapasitesi sınırlı olması nedeniyle, bir süre sonra bilginin silinmesi söz konusu olur.

Kısa süreli bellekte bilgiyi tutmanın yöntemi ise devamlı tekrar metoduna dayanmaktadır.

“Tekrar” bilgiyi kısa süreli bellekte tutmaya ve uzun süreli belleğe aktarma görevini üstlenmektedir.

Bizi ilgilendiren kısımda tam olarak işte bu tekrar etme faaliyeti olacaktır.

Uzun süreli belleğe değinmemizde gerekir ise, başlıca özelliği kapasitesinin sınırsız oluşu ve bilgiyi özümseme, anlamlandırma ve ayrıntılandırma metotlarıyla kodluyor oluşudur.

Açıköğretim Fakültesinde derslere hazırlanır iken, duyusal bellekten kısa süreli belleğe aktarabildiğimiz bilgileri, burada tutmanın veya uzun süreli belleğe aktarmanın yolu, kesinlikle tekrar etmekten geçmektedir.

Edindiğimiz bilgileri, ne denli tekrar etme faaliyetine tabi tutar isek, sınavlarda hatırlamamız o denli kolay olacaktır.

 Açıköğretim Fakültesi Sistemin en ama en büyük görünen zorluğu, adeta pranga niteliği taşıyan, yürümeye başladığımızda yolumuzu kesen beton blok; “ZAMAN” adını verdiğimiz problem.

ZAMAN

Tüm zamanların problemi, yaşamın en değerli unsuru ve kazanılması çok büyük emek isteyen meta; Zaman.

Bir zamanlar şöyle bir söz işitmiş idim; Zamanın kısalığından en çok şikâyet edenler, onu en kötü kullananlardır.

Bu sözün üzerine biraz düşünüldüğünde soğuk duş etkisi yaptırabilecek kudreti barındırdığı anlaşılmaktadır.

Günlük hayatta, vaktimizi en çok ne ile meşgul olarak harcıyoruz?

Siz değerli okuyucularımdan, bir süre bu soru hakkında düşünmenizi rica ediyorum.

Yazıyı okuyanlar arasında muhtemelen şu düşüncede olanlar çıkacaktır; sürekli ders çalışmadan, soru çözmeden, sınavlara hazırlanmadan, bahsediyorsun, ancak bunlara harcanacak vakit var mı? hiç sormuyorsun.

Sormuyorum evet.

Çünkü eğer istersek bu ihtiyacımız olan vakti bulacağımızı çok iyi biliyorum.

Yukarıdaki ders çalışma tekniklerinin uygulanabilmesi, zaman açısından düşünüldüğü kadar zor değildir.

Planlı çalışma koşuluyla, ders çalışabilmek adına yeterli zamanı kazanabiliriz.

Üstelik hiçbir sosyal aktivitemizden ve keyif aldığımız meşgalelerimizden ödün vermeden.

Düzenli, sistemli ve yeterli ders çalışma yöntemleriyle, çok ama çok büyük problem gibi duran zaman kavramının üstesinden geline bilinir.

Yukarıdaki teknikleri belirli bir düzene sokarak, kişisel bir sistem oluşturup buna göre çalışmalarımızı planlar ve sadece yeteri kadar çalışmaya özen gösterdiğimizde zamansızlığın bir dezavantaj olarak görülmesinin önüne geçmiş olacağız.

Bunu başarabilmek için ise öncelikli olarak bir ders çalışma programına sahip olmamız gerekmektedir.

Kişisel, kendimize özgün hazırlayacağımız etkili ders çalışma programı, zaman gibi bir problemi ortadan kaldıracaktır.

Program hazırlamanın, belirli kurallar uygun yapılması gerekmektedir.

Peki, program hazırlama da dikkat etmemiz gereken kurallar nelerdir?

Nasıl daha etkili ve daha verimli olabilecek çalışma programı hazırlanır?

“Etkili Ders Çalışma Programı Hazırlama başlıklı yazımda buna benzer soruları yanıtlamaya çalışıyorum.

Hatta kendim için hazırladığım ve beni yüzde yüz başarıya ulaştıran, kişisel ders çalışma programımı, olduğu gibi örnek gösteriyorum. Okumanızı tavsiye ederim.

Son ve En Önemli Yöntem

Yukarıdaki yöntemlere harfiyen uyma yüzdemiz, Açıköğretimde başarı yüzdemizi oluşturacaktır.

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Felsefe Lisans Programı öğrencisi olarak, ders çalışma tekniklerim; A’dan Z’ye yukarıda paylaştığım başlıklardan oluşmaktadır.

Bunlara ek olarak ise “Açıköğretim Sisteminde Başarılı Olmanın Yolları” başlıklı yazımı da incelemenizi kesinlikle tavsiye ederim.

İletmek istediğiniz her türlü eleştiri, soru ve önerilerinizi aşağıdaki yorum sekmesinden tarafıma iletebilirsiniz. Ayrıca İletişim Sayfasındaki form ile iletişim kurabilirsiniz.

"paylaşmak güzeldir."

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir