AÖF BAŞARILI OLMAK AÇIKÖĞRETİMDE BAŞARILI OLMANIN EN ETKİLİ YOLU

"paylaşmak güzeldir."

Açıköğretim Fakültesi öğrencilerine; Aöf’de başarılı olmanın yolları, daha doğrusu “Başarılı Olmak” fiilini gerçekleştirmeyi sağlayacak, en etkili üç temel yöntem aktarılmaya çalışılmıştır.
Ülkemizde, açıköğretim fakültesi okumanın kolaylığı, yaygın olarak kabul gören bir düşüncedir. Üniversite sınavında barajı aşmanın, açıköğretim fakultesi tercih ve kayıt için yeterli ve çok kolay gibi görünüyor olması, mezun olarak diplomayı almanın da o denli kolay gözükmesine neden olmaktadır.

Başarılı Olmak ve Kolaylık Algısı

Dışarıdan bakıldığında, gerçekten de çok kolay mezun olunabilecek gibi durmaktadır. Nedenini araştırdığımızda ise çıkan sonuç, çoktan seçmeli sınavlar gösterilebilir.

Örgün öğretim ile kıyaslama yapıldığında benzerlik görülen tek etki ders sorumluluk sınavlarıdır. Onlarında Açıköğretim de çoktan seçmeli oluşu düşünceyi doğrular niteliktedir.

Samimiyetle ifade edebilirim ki Açıköğretim de “ders geçme” ve “sınavlarda başarılı olma” konuları gerçekten çok kolaydır. Demek istediğim, kolaylıkla ilgili yaygın görüşün gerçeklik payı çok yüksektir.

Sadece açıköğretimin değil insana dair her alanın, çok kolay olduğu bilimsel bir gerçektir. Ancak bu kolaylığın, düşüncelerdeki konumunun tespiti büyük önem arz etmektedir.

Şöyle ki; konu her ne olursa olsun kolay olabilmesi için bilinmesi şartı evrenseldir. Bildiğiniz daima kolay olacaktır. Eğer elmayı biliyorsan armut sepetindeki elmayı almanız ne kadarda kolay değil mi?

Başka bir örnekle açıklamak gerekir ise; bir otomobil tamircisi düşününüz ki otomobilin arızasının ne olduğu, neden kaynaklandığını ve nasıl giderileceği gibi teknik bilgilere sahip ise mevcut arıza kendisi için çok kolay bir hal alacaktır. Aksi takdirde arızanın çözümüne ilişkin bilgiden yoksun ise kendisi için çok ama çok zor bir arıza olduğunu rahatlıkla ifade edebilir.

Açıköğretimin kolaylığını bu düşünce sistemine göre değerlendirirsek aksini söylemek haksızlık olacaktır. Yeter ki sistem bilinsin kolay olması kesinlikle gerçekleşecektir.

Evet, açıköğretim sistemine kayıt yaptırmak çok kolay. Eğer üniversite sınavında yeterli puan alabilecek bilgiye sahip isek. Evet, açıköğretim sisteminde başarılı olmak çok kolay. Eğer sistemli, düzenli ve en önemlisi yeterli ders çalışma planına sahip olabilir ve uygulayabilir isek.

Buradaki kolaylık algısına “nasıl olsa başarmak kolay neticede açıköğretim girerim sınava veririm dersi gibi sığ düşünceler ile yola devam ettiğimizde işlerin öyle olmadığını anlamamız çokta uzun sürmeyecektir. Yani başarılı olmak nasıl olsa çok kolay diyerek gerekli çalışmaları yapmaz isek sonunda hüsranla karşılaşmak muhakkaktır.

Herhangi bir açıköğretim fakültesinin bir ön-lisans veya lisans programına kayıt yaptırıp, ilk dönem derslerini alarak ara sınavlara girdiğimizde soru kitapçığındaki 20 adet çoktan seçmeli soruları okurken anlıyoruz ki aslında öyle çokta kolay mezun oluna bilecek bir durum yok ortada.
Hemen ardından final sınavlarında ise kesin karar alınıp, düzenli ünite-konu çalışma faaliyeti yürütmenin gerekliliği hissediliyor. Daha doğrusu ders çalışmamız gerektiğini hissediyoruz. Çünkü genellikle, sınavlardan yaklaşık yirmi gün sonra açıklanan sonuçlar, öyle hissetmemizi tasdikler nitelikte oluyor.

Açıköğretimde Başarılı Olmak

Yazının ana konusu açıköğretim sisteminde başarılı olmanın yolları. Daha doğrusu başarıya ulaşabileceğimiz bir yol haritası oluşmaktır. Peki, nedir başarılı olmanın formülü? Açıköğretim başarıya ulaşabileceğimiz yol haritasını nasıl çizebiliriz? Açıköğretimde başarılı olmak imkânsız mı?  Tabi ki değil. Hatta çok basit diyebilirim. Nasıl mı? Devam edelim…

Sizlere bu konuda, elimden geldiğince, bilimsel karşılıklarıyla, bu formülü anlatmaya çalışacağım.

1. Amaç Edinme
2. Öğrenebilmek İçin Öğretmek ve Tekrar
3. Öğrenme Becerileri.

1-Amaç Edinme

İlk ve en önemli yapmamız gereken olay kendimize dürüst davranarak bir AMAÇ belirlemek. Peki, hemen düşünmeye başlayalım. Nasıl bir amacımız olabilir?

Daha en başında, kesinlikle kaçınmamız gereken ve en yaygın olan hatadan bahsetmek istiyorum. Belirleyeceğimiz bu amaç kesinlikle o dersi geçmek olmamalı. Sınavdan yüksek not almakta olmamalı. Evet, doğru okuyorsunuz.

Kesinlikle bir açıköğretimlinin amacı, iddia ediyorum, asla ve asla aldığı dersi geçmek olamaz. Eğer amacımız dersi geçmek olursa, açıköğretim; bir zorunluluk haline dönüşecek ve böylece karşımıza bize sıkıntı veren, strese sokan bir durum çıkacaktır.

Bu en önemli hataya düşmekten son anda kurtularak yola devam edelim. Peki, tamam, anlaştık diyelim dersi geçmek gibi bir amacımız asla olamaz. O halde amacımız ne olabilir?

Burada tabi ki herkes kendine uygun bir sürü amaç belirleyebilir. Örnek vermek gerekirse sadece Bilmek/Öğrenmek. Mükemmel bir amaçtır. Zorunluluğu olmadan. Sadece o dersi bilmek istediğimiz için ona çalışmak gibi.

Sınav umurumda bile değil ben bunu bilmek istiyorum ve öğreniyorum. Ne kadar da özgüven yüklü düşünde değil mi? Öyle olmalı. Dolayısı ile Bilmekten (belirlediğiniz herhangi amaçtan) zevk almak çok önemli bir husus. Amacınıza doğru attığınız her adımdan keyif almalısınız. Önce bir mutlu olalım ders geçmek kolay.

2- Kişisel Öğrenme Becerileri

Koşulsuz her insan, farklı öğrenme/algılama becerilerine sahiptir. En sade şekliyle ifade etmemiz gerekir ise “bilme amacımıza hizmet edecek olan yetilerimiz” ifadesini kullanabiliriz.

Bunların en önemliler listesine ise; okuma, sözlü ifade, okuduğunu yazıya dökme, kısa not alma, dinleme, deneyimleme, görsel ağırlıklı anlama, hem görsel hem işitsel algılama, hikâyeye dökme, tekrar etme, analitik düşünme, algılanana düşünsel katkı vb. birçok beceri sıralanabilir.

Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarda, “öğrenme becerilerinden hangilerinin daha etkili” ve “veliler ile eğitmenlerin üzerlerine düşen görevler” oldukça önem arz eden konular arasındadır.

Ancak bizim konumuz açıköğretim fakültesi olduğu için, bu becerilerin keşfedilmesini kişinin kendinden beklemek durumundayız. Dolayısıyla, Keşfedebilme yolları neler olabilir? Sorusunun üzerinde durmaya çalışacağız.

Düşünüldüğünde, etkin şekilde sahip olunan, bir öğrenme becerisi fikri oluşmuyorsa, sıralamaya çalışacağımız adımlar takip edilebilir nitelikte olduğuna inanıyorum.

Birey olarak, öğrenme becerilerimizi keşfedebilmenin yolu, kanaatimce ilk olarak, yine bir öğrenme becerisi olarak ifade edebileceğimiz “deneyimleme/test etme” tekniğinden geçmektedir. Burada atılacak adım, birbirine benzer en az üç farklı konunun, her bir değişkeni bir öğrenme becerisi olacak şekilde, her konuya eşit süre tanıyarak, öğrenme oranının test edilmesi olacaktır.

Örneğin; açıköğretim fakültesi felsefe lisans programı öğrencisi bir arkadaş, öğrenme becerilerinden hangilerinin daha etkin olduğunu test etmek istiyor. Dersleri arasında İlkçağ Felsefesi’ni seçtiğini varsayıyoruz. Dersin bir konusu olan Plüralist Dönem ’den üç adet başlık belirliyor kendine; a.Empedokles b.Anaksagoras c.Demokritos.

Bu kahraman açıköğretimli arkadaş her bir başlığa bir gün süre tanıyarak; a. konusuna sadece okuyarak, b. konusuna portaldan yararlanıp sadece ses dosyasını dinleyerek c. konusuna ise yine portal aracılığı ile eğitmenin konuyu anlattığı videoyu izleyerek hazırlanıyor.

Testin sonunda hangi konuda daha yetkin olduğunu rahatlıkla gözlemleyebilir ve etkin olduğu öğrenme becerisi hakkında bir fikre sahip olabilmektedir. Buradaki altın kuralımız, şüphesiz hangi öğrenme becerisinden daha fazla keyif aldığımız olmalıdır.

3- Öğrenebilmek İçin Öğretmek ve Tekrar

“Öğrenebilmek için öğretmek” bireyin yeni edindiği bilgiyi bir başkasına öğretme, öğrendiğini pekiştirmesine ve kalıcı bilgi haline getirmesine olanak sağlamaktadır. Bilimsel araştırmalarda en etkili öğrenme metodunun öğretmek olduğu birçok kez kanıtlanmıştır. Başarılı olmak adına başvuracağımız son adımı oluşturmaktadır.

Örneğin; bir açıköğretim öğrencisi herhangi bir ders kitabını eline alıp merakla kapağını okuyor olsun. Kapakta “Sosyal Politika” yazıyor. Nedir bu Sosyal Politika?

İlk ünitesini açarak sosyal politikanın tanımını incelediğinde şuna ulaşıyor; Sosyal politika; Devletin ülke insanının refahına yönelik olarak aldığı kararlar ve sürdürdüğü uygulamalar bütünü. Öğrendiğinden memnun.

Kendinden emin bir şekilde akıllı telefonundan bir arkadaşına sosyal politikanın tanımını gönderiyor. Öğrendiği yeni bilgiden memnun kalan, dahası konu ile alakalı başka biriyle etkileşime geçen bir arkadaşın bu konuyu unutması pek mümkün görünmüyor.

O halde, her sabah, daha önceden belirlenen, bir ünitenin sadece bir konusu okumalı (yaklaşık 15 ila 20 dakika sürecektir). Gün içerisinde akılda ne kadarı kaldıysa çevredeki insanlara aktarılarak/öğretilerek karşılıklı etkileşim gerçekleştirildiğinde, gün sonu ise aynı konu tekrar edildiğinde hâkimiyet arttırılmış oluyor mu?

Kesinlikle evet. Mükemmel yöntem. Üstelik kanaatimce denenmeye değer olağanüstü bir yöntem.

Bahsi geçen örnekte, yeni öğrenilen bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarımı için kullanılan en ideal yolun “öğrenilen taze bilgiyi bir başka kişi/kişiler ile etkileşime geçilerek öğretilmesi” ve “tekrar etmek” olduğu söylenebilir. Zira bu yöntemler,  etkin öğrenme yöntemleri olarak kanıtlanmış bilimsel yöntemlerdendir.

Soru ve görüşlerini için yorum bırakabilirsiniz.

Ayrıca;
İletişim Sayfası form aracılığı ile mesajlarını iletebilirsiniz.

"paylaşmak güzeldir."

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir