AİLE PSİKOLOJİSİ VE EĞİTİMİ Aile Psikolojisinde Temel Kavramlar

"paylaşmak güzeldir."

Aile Psikolojisinde Temel Kavramlar

Ünite Özet İşleme Bölümü ile Ders Başlıyor…

Ders Kitabına Giriş

Kitaptaki ilk ünitemizde, genel olarak bizlere; ailenin tanımı, aile sisteminin özellikleri, aile tipleri, aile işlevleri, sağlıklı ailenin özellikleri, ailenin yaşam döngüsü ve aileye bakışta yeni aile kuramlarının ele alınacağı bildirilmektedir.

Madde Madde Ders Notları:

-Aile Psikolojisi bilim olarak 1940’larda başlamıştır.

-1968 yılında Ludwig von Bertalanffy tarafından formüle edilen Genel Sistem Teorisi‘nin sistematik aile kuramının gelişmesine önemli katkıları olmuştur.

-1970’li yıllarda, başta İtalya ve İngiltere olmak üzere Avrupa’da Aile Psikolojisi alanında yaşanan gelişmeler tüm dünyayı etkilemiştir.

-Feminist Teorisyenler Aile Kuramını sorgulamaya başlamıştır.

-1990’lı yıllarda, Sosyal Yapısalcılık Felsefi Akımlarının etkisiyle Postmodern aile kuramları gelişmiştir.

-Son yıllarda ise ailenin kültürel, etnik ve politik sistemlerle olan ilişkileri konularında çalışmaların arttığı görülür.

TANIMLAR

-Aile sözcüğü sık kullanılmasına rağmen uzlaşılmış tek bir tanımı bulunmamaktadır. Buna göre kitap bizlere dört(4) farklı aile tanımı vermektedir. Bunlar;

Prof.Dr. Özer Ozankaya; İçinde insan türünün üretildiği, topluma hazırlığın ilk ve etkili biçimde oluştuğu, cinsel ilişkilerin düzenlendiği, eşler ve ana-babalarla çocuklar arasında sıcak güven veren ilişkilerin kurulduğu ve ekonomik ilişkilerin yer aldığı toplumsal kurum.

Prof.Dr. İbrahim Ethem Özgüven; Karşıt cinsten iki yetişkin kişinin, yasal ve törel bağlara uyarak kurdukları, biyolojik ve sosyal işlevleri olan bir kurum.

Türkçe Sözlükte; Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu, toplumun en küçük birliği.

Daha geniş anlamda; Birbirlerine biyolojik ve/veya psikolojik bağlar ile bağlı, sosyal, ekonomik ve duygusal etkileşimleri olan ve kendilerini aynı çatı altında birlikte yaşamın bir parçası olarak algılayan bireyler.

-Kitap bizlere, bu dört tanımın hemen ardından, birde Evlilik tanımı vermektedir.

Prof.Dr. Haluk Yavuzer; Evlilik karşı cinsten iki kişinin birlikte yaşamak, yaşantıları paylaşmak, çocuk yapmak ve yetiştirmek gibi amaçlarla yapılan sözleşme.

NOT: Konuları işleme bölümümüzde, kişisel olarak, potansiyel sınav sorusu çıkabileceğini düşündüğüm bölümleri, açıklaması ile birlikte farklı renk tonu kullanarak “ÖNEMLİ” ibaresi ile paylaşacağım. İlerleyen bölümlerde ise bu ibarelerden oluşturacağım soru formatlarını geçmiş sınav sorularındaki benzerleriyle (eğer var ise) karşılaştırmalarını paylaşacağım.

ÖNEMLİ 1: Kitabın giriş bölümde dört farklı “Aile” tanımı ve hemen ardından bir “Evlilik” tanımı görmekteyiz. Sınavda bu konuyla alakalı, üç farklı şekilde, soru gelebilme potansiyeli mevcut olduğundan, Kişisel Sınav Soruları bölümüme not almayı düşünüyorum.

Özet bölümün de italik yazı ile yayınlanan içerikler ilgili ders kitabından birebir alıntı yapılmıştır.

Tanımlar bölümümüzde; Sosyolojik Açıdan ele alındığında ortaya çıkan üç tip aile tanımları ile devam ediyoruz.

1. Geleneksel Geniş Aile
 

-Aynı soydan gelen birkaç kuşağın bir arada, aynı çatı altında yaşadıkları aile tipidir.

-Ayrıca, daha çok kırsal kesimde tarıma dayanan mal varlığı ile yaşamını sürdüren bu ailede; geleneksel değerlerin öne çıkarıldığı, erkek egemen kültürün hakim olduğu, kuşaklar arasında yaşa bağlı hiyerarşik bir otoriter yapının bulunduğu gözlenir.

2. Çekirdek Aile

-Anne, baba ve çocuklardan oluşan dar kapsamlı aile tipidir.

-Bu aile tipi; genellikle endüstirinin gelişmesiyle paralel olarak daha fazla bireyselleşen kişilerin oluşturduğu ve geleneksel geniş aileden uzaklaşan aile tipidir. Ayrıca bu aile tipinde, kadının da giderek değişen rolü ile iş hayatına katılımın arttığı görülmektedir.

3. Geçiş Ailesi 

-Dış görünüşü ile çekirdek aile tipinde olan ama benimsediği kavramlar ve sosyal yaşam ilkeleri açısından geleneksel kavramları sürdürme eğiliminde olan aile tipidir.

-İçinde yaşadığı geleneksel aile ortamından koparak çekirdek aile modelinde yaşamakta olan aileler, kendi düşünsel ve
duygusal kavramları ile dış sosyal çevrenin gerçekleri ve kavramları arasında çelişki yaşarlar. Bu aile tipinde kuşaklar arası çatışmalar sık görülür. 

-Bunların dışında; toplumsal değişmelerin sebep olduğu, aile yapıları, işlevleri ve aile içerisindeki bireylerin rollerindeki değişimler vardır. Modern toplumlarda, yukarıda adı geçen aile tiplerinin yanı sıra bazı aile türleri ortaya çıkmıştır.

1.Tek Ebeveynli Aile: Boşanmalar neticesinde oluşan aile tipi.

2.Yenide Evlilikler veya Üvey Aile Tipleri: Boşanmalar yada eşin ölümü gibi sebeplerle yeniden evlenen kişilerin oluşturduğu aile tipidir.

3.Birlikte Yaşam: Evlenmeksizin daha doğrusu resmi nikaha başvurmaksızın bir arada yaşayarak (cohabitation) oluşturulan aile tipidir.

Sistem Kuramı ve Aile

-Genel sistem teorisini geliştiren Ludwig von Bertalanffy “herhangi bir organizmanın ya da yapının devamlılığı, onu oluşturan elementlerin ya da parçaların karşılıklı karmaşık ilişkilerinin bir sonucu olarak gerçekleştiğini” bildirmiştir. Bu yaptığı ile sistematik aile kuramına önemli katkılar sağladığı bilinmektedir.

-Bu sistem kuramında aileler; alt sistemlerden oluşan, belli kurallara göre birlikte hareket eden ve sınırları olan farklı bir sistem olarak
görülür.  Kuram, ailede her birey farklı bir alt sistemi oluşturacağı gibi; ayrıca anne-baba, çocuklar, anne-kız, baba-oğul gibi çeşitli alt sistemleri de barındırmaktadır.

-Sistem kuramı sadece davranış bilimlerinde değil fizik, sosyal bilimler, biyoloji gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Bu kurama göre sistem, onu oluşturan parçaların toplamından daha fazlasını ifade eder.

-Aileye anne, baba ve çocuklardan oluşan bir sistem olarak baktığımızda; ailedeki bireylerin ve alt sistemlerin birbiri ile kurduğu karmaşık iletişim düzenekleri göz önüne alındığında aile kavramına ne denli geniş bakmamız gerektiği ortaya çıkar.

-Aile aynı zamanda ait olduğu akraba sisteminin ve yaşadığı toplumun alt sistemidir.

Aile Sisteminin Özellikleri

-Sınırlar Ailenin duygusal ve psikolojik sınırları vardır. Bu sınırlar duygusal alışverişleri, yakınlığı, birlikte davranışları kontrol ederler.

-İletişim/Bilginin İşlenmesi
Sözel iletişim, sözel olmayan iletişim ve iletişimde verilen anlam olarak üç şekilde gerçekleşmektedir.


-Eşsonlanım
Bu teoriye göre nereden başlandığı, niçin olduğu önemli değil, sonucun aynı sabit denge durumuna ulaşması önemlidir.

-Homeostazis Değişen çevresel şartlar karşısında ailenin dengesini koruya bilmesidir.

-Açık ve kapalı aile sistemleri Açık sistemler gibi hareket eden ailelerdir.

-Geribildirim
Aileler, denge ve istikrarı korumak için kendini ayarlayan geribildirim düzenekleri kullanırlar. 

-Hedef/amaç
Aile üyelerinin amacı, ailenin işlevlerini yerine getirebilmesine yönelik görevleri içerir.


-Bütünlük
Aile bireylerinden birini etkileyen durum bütün aile sistemini etkilemektedir.


-İlişkiler
Aile ilişkilerinde; simetrik ilişki eşitliği, tamamlayıcı ilişki ise eşitliği ve farklılıkları içermektedir.

-Döngüsel Nedensellik Aile bireylerinin davranışları neden–sonuç ilişkisi içinde döngüsel nedensellik içinde anlaşılır. 

Aile Tipleri

Minuchin’in 1981 yılında, sistem kuramı çerçevesinde, yapısal özelliklerine göre tanımladığı aile tiplerini işleyeceğiz.

İki kişilik aileler:

-İki kişiden oluşan çekirdek ailedir. Karı-kocadan oluşan bir çift olabileceği gibi ebeveyn ve çocuktan da oluşabilir.

-Üyeler arasındaki ilişkiler yoğundur. Çocuk ebeveyn için “proje haline gelebilir, büyürken bireyleşme sorunları yaşayabilir. Bebekken bütün ihtiyaçları karşılanırken ergenlik ya da daha erken yaşlarda sosyal becerilerinin zayıf olduğunu hisseder.

-Bazen evlilikte idare edilecek olan ancak ebeveyn-çocuk ilişkisinde tercih edilmeyen karşılıklı, sağlıksız bir bağımlılık vardır.

Üç kuşaklı aileler: Çocuk büyürken ona ilgi gösteren, yetişmesini etkileyecek yetişkin sayısının çok olması nedeniyle ebeveynlikte büyük bir esneklik sağlar.

-Böyle bir ailenin üyesi olmak neşeli olsa da aynı zamanda sorumluluk yükler ve zaman zaman baskıcı da olabilir.

Çok çocuklu aileler:

-Nerede yaşandığına ve geçimin nasıl sağlandığına bağlı olarak çocuklar ayak bağı ya da para kaynağı olarak görülebilir. Büyük çocuklar küçüklerin bakımında rol alırlar.

-Daha büyük çocuklara becerilerinin ötesinde sorumluluk verildiğinde problemler ortaya çıkabilir. Büyük çocuklar ne “çocuk” ne de “ebeveyn” olmadıklarından kendilerini yalnız hissederler, küçük çocukların ebeveynleri ile bağlantısını bastırabilirler.

Ebeveynin fiziksel olarak olmadığı aileler:

-İşi nedeniyle sık sık seyahat edenler, kamyon şoförleri, ordu mensupları gibi yetişkin aile üyelerinden biri uzun süreler için evden uzaktadır.

-Bakımın çoğunu veren ebeveynin sorumluluğun çoğunu taşıması söz konusudur. Uzaktaki ebeveyn geri döndüğünde çocuklara özel bir ilgi gösterebilir.

-Evdeki ebeveyn normal sorumluluklarına ek olarak eğlendirmek zorunda olduğu ek bir çocuğa sahipmiş gibi olur.

Kontrolden çıkmış aileler:

-Aile üyelerinden bir ya da birden fazlasının ebeveynlerin kontrolünden çıkmış olduğu ailelerdir. Ebeveyn yorgun düşmüştür ve baş etmekte zorlanır.

-Bir ebeveyn duygusal yokluğu ile diğer ebeveyni zayıflatabilir. Çocuğun tepkisi ebeveynler arası ayrılığı yansıtıyor olabilir.

Hareket halindeki aileler:

-Bu ailelerin pek düzeni yoktur. Sık sık ev değiştirirler. Bu ailelerin çocukları için okullar, arkadaşlar hatta şehirler geçicidir.

-Bu aileler, çocukların kendi yetişmelerinin sorumluluğunu almalarında bir dereceye kadar organizedirler.

-Fakat bu organize olma hali geçicilik ve sıklıkla da kriz beklentisi ile birlikte gider.

Üvey ebeveynli aileler:

-Bir üvey ebeveyn aileye girdiğinde yeni bir organizasyon oluşmak zorundadır. Üvey ebeveynler genellikle uzaktaki ebeveynin “yerine geçmek” istemediklerini ifade ederler, ancak birlikte yaşanan birkaç aydan sonra saygı görmenin de hakları olduğunu düşünürler.

-Çocuklar, üvey ebeveynin onlara bir şey sunarak sevgilerini saygılarını kazanmasını beklerler.

Evlat edinmiş aileler:

-Evlat edinilmiş çocukların olduğu ailelerde çocuk, beraberinde geçmiş öyküsünü ve ilişkiler ağını da beraberinde getirir. Aynı zamanda yaşadığı evdeki organizasyon yapısının da parçasıdır.

-Bu ailelerdeki kimi problemler diğer ailelerde de görülebilecek aile organizmasındaki streslerle ilgilidir. Ancak aile, evlat edinilmiş çocuğun önceki yaşantısını sorumlu tutar.

Hayaletli aileler:

-Aileden birisi öldüğünde veya aileyi terk ettiğinde, daha önce bu kişi tarafından üstlenilmiş roller ve görevler yeniden dağılır.

-Bu her zaman istenen şekilde olmayabilir. Örn: Ebeveynlerin hayatını çekilmez kılan aksi bir dede, aile bireylerinin birbirlerine kenetlenmesini sağlamaktadır.

-Yaşlı adamın vefatı sonrasında ortaya çıkan boşlukta itecekleri ortak bir güç olmadan sadece birbirlerini itebilirler. Senelerdir ilk kez uyumsuzluk ortaya çıkar.

Psikosomatik aileler:

-Psikosomatik ailelerde herkesin en iyi işlev gördüğü durum ailede birinin hasta olduğu durumdur. Bu aileler; aşırı koruyucu, sınırların iç içe geçtiği ve çatışmaları çözme becerisi düşük ailelerdir.

-Aile üyeleri çatışmadan köşe bucak kaçarlar. Sonucunda ihtiyaç ve duygularından kaçıp bastırarak değerli bir şey başardıklarına inanarak acı çekerler.

AİLENİN İŞLEVLERİ

-Toplumlardaki değişimlere paralel olarak ailenin işlevlerinde değişimler yaşanmış ve halen de yaşanmaktadır. Önceleri biyolojik, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel birçok görevi üslenen aile, zaman içinde sosyal kurumların gelişimiyle işlevlerini belirli oranlarda paylaşmıştır.

Genel olarak ailenin işlevlerini üç başlık altında toplayabiliriz.

1. Temel görevler: Aile üyelerinin bakımı, beslenmesi, korunması, eğitimi gibi yaşamsal gereksinimlerin sağlanmasına yönelik görevler.

2. Gelişimsel görevler: Aile bireylerinin ruhsal ve sosyal gelişimini desteklemeye yönelik görevlerdir. Örn. ailenin gelişim evresine göre; yeni bir aile kurması, anne-baba olması, çocuklarını büyütüp yuvadan uçurması, emekliliğe uyum göstermesi gibi

3. Kriz dönemlerine yönelik görevler: Hastalık, kaza, iş kaybı, ekonomik sorunlar gibi ailenin
bütünlüğüne yönelik tehditlerin yarattığı krizlerde, aile üyelerinin birbirine destek olma ve korumasına
yönelik görevlerdir.

SAĞLIKLI AİLELERİN ÖZELLİKLERİ

-İdeal “sağlıklı” bir ailenin özellikleri konusunda ortak bir görüş oluşturmada kimi zorluklar olmakla birlikte sağlıklı aileleri işlevsel olmayan ailelerden ayıran bazı özellikler aşağıda sunulmuştur.

• Bağlılık:

-Güçlü ailelerde aile bireyleri enerji ve zamanlarını aile ile ilgili aktivitelere ayırırlar. Bağlılık, hem güzel hem de sıkıntılı zamanlarda aileye sadık kalabilmektir.

• Takdir etme:

-Aile üyeleri birbirlerine takdirlerini gerek sözleri gerek yaptıkları ile belirtirlerse bağlılıkları daha da güçlenecektir. Takdir etme, aile bireylerinin özgüvenlerini artıracaktır.

• Birlikte zaman geçirmeye istekli olma:

-Sağlıklı aileler nicelik ve nitelik olarak birlikte kaliteli zaman geçirirler. Kimse tartışmaların olduğu ağız dalaşmaların, kavgaların olduğu zamanları yaşamak istemez.

-Aile piknikleri, oyunlar, sohbetlerin yanı sıra doğum günleri, evlilik yıldönümleri, cenaze törenleri gibi etkinlikler birlik içinde olma duygusunu verir.

• Etkili iletişim: 

-Güçlü ailelerde iletiler duyarlı bir şekilde verilir ve alınır. Bu ailelerde destek, anlayış ve empati vardır. Birbirleri ile konuşacak çok şeyleri vardır. Bir çatışma olduğunda sessiz kalmak yerine konuşarak çözümlemeyi tercih ederler.

• Krizlerle başedebilmek:

-Aileleri etkileyen birçok yaşam olayı vardır. Krize neden olan olaylardan bazıları beklenmedik olaylardır. Sağlıklı aileler krizlerle başederken; daha deneyimli kişilerden öneri alma, uzlaşma, mizahı kullanma ve duygularını dışa vurma gibi yöntemleri
kullanırlar.

• Bireylerin desteklenmesi:

-Aile sistemi en zayıf üyesinin güçlü olduğu kadar güçlüdür. Bu nedenle her bir aile üyesinin yetenek ve becerilerini geliştirmesine destek olunmalıdır.

-Destek konusunda en hassas olunması gereken dönemler; okul dönemi, fiziksel değişimlerin yaşandığı ergenlik dönemi ve genç yetişkin olarak bireyin yuvadan uçmaya hazırlandığı dönemlerdir.

• Ailede rollerin belirli olması:

-Sağlıklı ailelerde roller açık, belirgin, uygun şekilde düzenlenmiş ve birbirini tamamlayan özelliktedir. Aile üyesinin yaşına, cinsiyetine, kültürel değerlere ve beklentilere göre roller düzenlenmiştir.

-Sağlıklı ailelerde gerektiğinde rollerin yer değiştirebildiği ve esnek olabildiği de gözlenir. Eğer bir aile üyesi geçici olarak rolünü yerine getiremez ise diğer üyeler onu rolünü üstlenirler.

Ailenin Yaşadığı Stres Etkenleri

-Sağlıklı aileler streslere karşı hazırlıklı olduklarından baş edebilirler. Ancak beklenen yaşam stresleri olduğu gibi beklenmeyen yaşam stresleri de vardır. Beklenen yaşam stresleri, gelişimsel ve durumsal nitelikte olabilir.

-Diğer bir değişken ise ailenin gelişim durumu ve çevresel şartlardır.

Merkezkaç Aile-Merkezcil Aile 

-Ailenin sağlıklı işlev görmesini aile yapısı ve organizasyonu da etkilemektedir. Bu anlamda merkezkaç aile ve merkezcil aile kavramları önemlidir.

-Merkezkaç aile, aileden uzaklaşma eğilimi, merkezcil aile ise aileye yakınlaşma eğilimini tanımlar.

-Canbrinck-Graham (1985) üç kuşaktan oluşan ailenin gelişimini spiral bir modelle açıklamıştır. Üç kuşaktan oluşan aile sisteminin zamanla merkezkaç ve merkezcil dönemler arasında gidip geldiğini belirtmiştir.

-Merkezkaç ve merkezcil yapılar aşırı olduğunda ailenin yapısı bozulmaktadır. 

 

Ailenin Yaşam Döngüsü

-İnsanlar ve diğer canlı sistemlerin olduğu gibi ailenin de yaşam döngüsü vardır. Aileler ve kültürler arasında büyük farklılıklar olmakla birlikte yaşam döngüsü, çekirdek ailenin zaman içinde gelişimini betimler.

-Her bir evrede üstesinden gelmesi gereken gelişimsel görevler vardır. İşlevsel bozukluğu olan aileler bu evreleri geçerken sorunlar yaşamaktadır. Hastalık, kaza, ekonomik sorunlar gibi yaşamsal krizler ailenin yaşam döngüsünü olumsuz etkileyebilmektedir.

-Ailenin yaşam döngüsü evreleri arasında başarılı bir geçiş yapabilmesi için bu evreler hakkında bilgi sahibi olması gerekir.

Bekar Genç Erişkinler

-Bekar genç erişkinin; ailesinden duygusal olarak ayrışma sürecini tamamlaması, yakın ilişkiler kurmayı başarması, kendi yaşam planlarını oluşturma yeterliliğine kavuşmuş olması beklenir.

Evli Çiftler (Çocuksuz)

-Bu dönemin temel dönemi bireylerin evliliğe uyum sağlamasıdır. Yeni aileye ilişkin sorumlulukları üstlenmeleri gerekir. Eşlerin aileleriyle dengeli ilişkileri önem kazanır.

-Evlilik sanatı, akrabalarla duygusal ilişkiyi sürdürmeye devam ederken bağımsızlaşmayı başarabilmeyi içerir. Ebeveynliğe hazırlanmak da gelişimsel görevlerden biridir.

Çocuklu Çiftler (Bebek 30 Aydan Küçük)

-Eşlerin anne baba rollerine uyum göstermeleri gerekmektedir. Anne baba olarak sorumluluk paylaşımı önemlidir. Büyükanne büyükbabaya ailede gerekli yerin açılması aile sınırlarının esnetilmesi gerekmektedir.
Okul öncesi Çocukları Olan Aileler (En Büyüğü 2,5-6 Yaş Arası)

-Çocuğun ilgi ve yeteneklerini geliştirmesine yardım edilmeli ve ihtiyaçlarına cevap verilmelidir. Kardeşler arası ilişkiler önem kazanır. Ebeveynler ailenin artan ihtiyaçlarını karşılamak için daha çok çalışmak zorunda kalabilir.

-Çiftlerin birbirlerine daha az zaman ayırmalarına ve iletişim sorunlarına yol açabilir. Anne-babanın, ebeveynliğin getirdiği stres ve özel alan yokluğuna adapte olması gelişimsel görevleridir.

Ergenlik Öncesi Çocukları Olan Aileler (6–13 Yaş Arasında)

-Ebeveynler çocuğun okula başlaması ile onun toplumsallaşma çabalarına ve eğitsel başarılarına destek olmalıdırlar. Çocuklarına sağlıklı bir eğitim ortamı sağlamalıdırlar. İlgi ve yeteneklerini geliştirmelerini desteklemelidirler.

Ergen Çocukları Olan Aileler (En Büyük Çocuk 13-20 Yaş Arasında)

-Aile, ergene sınır koymak ile onun bireyleşmesi ve özerkliğini desteklemesi arasındaki dengeyi kurabilmelidir.

-Ergen ve ailesi arasında yaşanan çatışmalar, ebeveynini genç çocuklarından beklentileri ile kendi gençliğindeki beklentiler arasındaki ayrımı yapamamaktan kaynaklanabilir.

-Bu evrede aileler hem ergen çocuklarıyla ilgilenmek, hem de yaşlı ebeveynlerine bakmak zorunda kalabilirler.

Çocukları Genç Yetişkin Olan Aileler (En Büyük Çocuğun Evden Ayrıldığı Aileler)

-Anne-bana, çocuklarının kendi ayakları üzerinde durmasını ve bağımsız olma çabalarını desteklemelidirler. Aynı zamanda geri dönebilecek besleyici bir ev ortamı da geliştirmelidirler.

-Ebeveynlik Sonrası Çiftler Çocukları evden ayrılan ebeveynler önceliklerini ve
rollerini yeniden belirlemeye ihtiyaç duyarlar. Kayınvalide-kayınpeder gibi yeni rollere uyum sağlamaları beklenir.

Yaşlı Çiftler

-Emekliliğin ne zaman olacağı ve nasıl bir ortamda geçirileceğinin planlanması önemlidir. Yaşlılığa uyum sağlama, bedensel hastalıklarla ve kayıplarla baş etme, üstesinden gelinmesi gereken önemli sorundur.

Diğer Aile Kuramları

Son 30 yıl içinde aile kuramlarına farklı bakış açıları gelişmiştir. Bu kuramlar aşağıda özetlenmiştir.

Bilişsel-Davranışçı Aile Kuramı

-Bir durum ile ilgili bilişsel değerlendirmeler, o durumla ilgili duygusal ve davranışsal tepkilerin nasıl olacağını belirlediğini öne sürer. Aile bireylerinin temel çıkarımları ve beklentileri farklı olabilir. Bu nedenle bilişseldavranışçı aile kuramı, iletişim becerilerine önem verir.

Feminist Aile Kuramı

-Feminist teoriye göre aile: Kadın erkek arasındaki güç ilişkilerinde kadının aleyhinde dengesizlikler içeren, toplumdaki cinsiyet hiyerarşilerini ve cinsiyet ayrımını yansıtan bir kurum olarak görülür.

-Kadın ve erkek arasında önemli güç ilişkilerinin olması gerektiğini önemle vurgular.

Postmodern Aile Kuramı

-Gerçeğin öznel olduğunu, ifade eder. Gerçeğin keşfedilmesinden çok yapılandırılması söz konusudur. Sosyal yapısalcılık felsefe akımının postmodern aile kuramına önemli katkıları olmuştu.

-Bu kurama göre; Sorunların çözümünde neyin problem olduğundan çok neyin problem olmadığı tanımlanır. Sorunu çözmek için nedenini bilmek gerekmediğini öne sürer.

"paylaşmak güzeldir."

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir